BİTENHUKUK BÜROSU

Bonoda Aval Veren İş Ortaklığı Ortaklarından Birinin Konkordato Kesin Mühleti Altında Bulunmasının Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yoluyla Takibe Etkileri

The Effects of a Concordat Moratorium Granted to One Member of an Avalising Joint Venture on Bill-of-Exchange Enforcement Proceedings Based on a Promissory Note

Yazar: Av. Şahin BitenYayımlanma: Ekim 2026İcra ve iflas · Kambiyo

Öz

Uygulamada, gerçek kişi tarafından düzenlenen bonolara tüzel kişiliği bulunmayan iş ortaklıkları ya da konsorsiyumlar adına aval verildiği ve aval veren ortaklardan birinin sonradan konkordato kesin mühleti aldığı durumlarla sıkça karşılaşılmaktadır. Bu çalışmada söz konusu üçlü yapı; adi ortaklığın taraf ve takip ehliyetinin yokluğu, avalin bağımsız ve asli niteliği, ortaklık adına aval verilmesinin bir “önemli tasarruf işlemi” olarak oybirliğine dayalı açık yetki gerektirmesi, yetkisiz temsilde TTK m. 678’in uygulanması ve İİK m. 294’te düzenlenen takip yasağının şahsiliği ekseninde incelenmektedir. 2017–2026 yılları arasındaki ilk derece, bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararlarından oluşan yirmi beş kararlık bir örneklem ile ilgili lisansüstü tez ve makaleler değerlendirilmiştir. Çalışma; mühlet altındaki ortak dışında kalan ortaklara ve gerçek kişi düzenleyene karşı kambiyo takibinin engelsiz sürdürülebileceğini, mühletli ortak bakımından ise alacağın İİK m. 299 uyarınca konkordato sürecine bildirilmesi gerektiğini savunmaktadır. Bunun yanında, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli bir bozma kararıyla İİK m. 303 kapsamındaki muvafakat incelemesini birlikte sorumlulara karşı açılan davalarda zorunlu görmesinin doğurduğu belirsizlik tartışılmakta ve takip talebinin düzenlenmesi ile tebligata ilişkin usul önerileri geliştirilmektedir.

Anahtar Kelimeler: Aval, adi ortaklık, iş ortaklığı, konkordato, kesin mühlet, takip yasağı, kambiyo senetlerine özgü haciz yolu.

Abstract

In Turkish commercial practice, promissory notes issued by natural persons are frequently avalised in the name of joint ventures or consortia lacking legal personality, and one of the joint-venture members may subsequently obtain a definitive concordat moratorium. This article analyses that tripartite structure with reference to the absence of capacity to be a party in ordinary partnerships, the independent and primary nature of the aval, the requirement of unanimous and express authority for an aval given on behalf of the partnership as a “significant disposition”, the personal liability of an unauthorised signatory under Article 678 of the Turkish Commercial Code, and the personal scope of the enforcement ban in Article 294 of the Enforcement and Bankruptcy Law. Drawing on a sample of twenty-five first-instance, regional appellate and Court of Cassation decisions rendered between 2017 and 2026 and on the relevant scholarship, it argues that enforcement may proceed unimpeded against the issuer and against all members not under moratorium, while the claim against the member under moratorium must be lodged in the concordat proceedings. It further examines the uncertainty created by a 2025 reversal of the 11th Civil Chamber of the Court of Cassation concerning the creditor’s consent under Article 303 and proposes procedural guidance on the drafting of the enforcement request and service of the payment order.

Keywords: Aval, ordinary partnership, joint venture, concordat, definitive moratorium, enforcement ban, bill-of-exchange enforcement.

GİRİŞ

İnşaat, altyapı ve kamu ihale piyasalarında birden fazla teşebbüsün belirli bir işi birlikte yürütmek üzere “iş ortaklığı” ya da “konsorsiyum” adı altında bir araya gelmesi yaygın bir örgütlenme biçimidir. Bu yapıların vergi kimlik numarası, kaşesi ve ticari temsilcisi bulunması, üçüncü kişiler nezdinde bağımsız bir hukuk süjesi görüntüsü yaratmaktadır. Söz konusu görüntü, kambiyo senetleri alanında özellikle belirgin sorunlara yol açar: Gerçek kişi tarafından düzenlenen bir bonoya iş ortaklığı kaşesi altında aval verildiğinde, aval taahhüdünün kimi bağladığı, takibin kime yöneltileceği ve ortaklardan birinin konkordato mühleti almasının diğer borçlular bakımından ne sonuç doğuracağı soruları birlikte ortaya çıkar.

Bu çalışmanın konusu, hamilin elindeki bonoya dayanarak kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takip (İİK m. 167 vd.) başlatmak istediği; bononun gerçek kişi tarafından düzenlendiği, avalin ise adi ortaklık niteliğindeki bir iş ortaklığı adına verildiği ve ortaklardan birinin konkordato kesin mühleti altında bulunduğu tipik bir uyuşmazlık kurgusudur. Literatürde aval, adi ortaklıkta temsil ve konkordato mühletinin etkileri ayrı ayrı incelenmiş olmakla birlikte, bu üç unsurun bir arada değerlendirildiği bir çalışmaya rastlanmamıştır. Aynı tespit içtihat bakımından da geçerlidir: İncelenen karar havuzunda bu üçlü yapıyı bütün olarak ele alan yerleşik bir içtihat bulunmamakta, kararlar ağırlıklı olarak asıl borçlunun konkordatosunun kefil ve avalistlere sirayet etmeyeceği, avalin bağımsızlığı ve eş rızasının aranmayacağı meseleleri üzerinde yoğunlaşmaktadır.

Yöntem bakımından çalışma, ilgili kanun hükümlerinin güncel konsolide metinleri esas alınarak yürütülmüştür. İçtihat taraması 2017–2026 yıllarını kapsamakta olup anlamsal arama yöntemiyle elde edilen 136 aday karar arasından tam metni incelenen 25 karar değerlendirmeye alınmıştır. Doktrin bakımından konuya ilişkin lisansüstü tezler ile hakemli dergilerde yayımlanmış makaleler incelenmiştir. Çalışma sırasıyla adi ortaklığın kambiyo hukukundaki konumunu (I), avalin niteliğini (II), iş ortaklığı adına aval verilmesinde temsil sorununu (III), konkordato kesin mühletinin etkilerini (IV) ve takip hukukuna ilişkin usul sonuçlarını (V) ele almaktadır.

I. ADİ ORTAKLIĞIN KAMBİYO HUKUKU BAKIMINDAN KONUMU

A. Tüzel Kişiliğin ve Taraf Ehliyetinin Yokluğu

TBK m. 620/1 adi ortaklık sözleşmesini, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşme olarak tanımlamakta; aynı maddenin ikinci fıkrası, kanunla düzenlenmiş ortaklıkların ayırt edici niteliklerini taşımayan her ortaklığı adi ortaklık saymaktadır1. Adi ortaklık bir sözleşme ilişkisi olup tüzel kişiliği yoktur. HMK m. 50/1 uyarınca taraf ehliyeti medeni haklardan yararlanma ehliyetine bağlandığından, adi ortaklığın ne davada ne de icra takibinde kendi adına taraf olması mümkündür2. İş ortaklığının vergi mükellefiyeti, kaşesi ya da ihale makamı nezdindeki kaydı, bu sonucu değiştirmez; bunlar kamu hukuku ilişkilerine özgü kayıtlar olup özel hukuk anlamında bir kişilik doğurmaz.

Bu tespitin kambiyo hukuku bakımından sonucu açıktır: Adi ortaklık, kendi unvanı altında kambiyo taahhüdünün süjesi olamaz. Ortaklık kaşesi altına atılan imza, ancak doğrudan temsil hükümleri çerçevesinde ortakları bağlayabilir; kambiyo ilişkisinin tarafı ortaklık değil, ortakların bizzat kendileridir3.

B. İş Ortaklığı ve Konsorsiyum Ayrımı

Konsorsiyumlar da kural olarak adi ortaklık hükümlerine tabidir. Bununla birlikte uygulamada “konsorsiyum” adı altında kurulan bazı yapılarda, ortakların işin belirli bölümlerinden yalnızca kendi payları oranında sorumlu olacakları kararlaştırılmaktadır. Bu tür bir iç düzenlemenin, üçüncü kişi konumundaki hamile karşı ileri sürülüp sürülemeyeceği ve aval taahhüdü bakımından teselsülü sınırlayıp sınırlayamayacağı tartışmaya açıktır. Aşağıda ele alınacağı üzere, kambiyo hukukunda avalistlerin hamile karşı teselsülü emredici nitelikte olduğundan, bu tür iç düzenlemeler en fazla ortaklar arasındaki rücu ilişkisinde sonuç doğurabilir. Her somut yapının adi ortaklık niteliği ise sözleşme hükümleri üzerinden ayrıca teyit edilmelidir4.

II. AVAL TAAHHÜDÜNÜN HUKUKİ NİTELİĞİ

A. Bağımsızlık, Asli Nitelik ve Şekil

Aval, TTK m. 700–702’de poliçe için düzenlenmiş olup TTK m. 778/3 yollamasıyla bonolara da uygulanır. Aval, kambiyo senedinden doğan borcun tamamen veya kısmen teminat altına alınmasını sağlayan, kambiyo hukukuna özgü, tek taraflı ve bağımsız bir taahhüttür5. TTK m. 702/1 uyarınca aval veren, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumludur; TTK m. 702/2 ise teminat altına alınan borç şekle ait noksandan başka bir sebeple batıl olsa da avalin geçerli kalacağını öngörmektedir. Yargı kararları da avali, teminat işlevi gören bağımsız bir kambiyo taahhüdü olarak nitelendirmekte6; aval borcunun feri nitelik taşımadığını ve avalistin, asıl borçluya ait kişisel defileri hamile karşı ileri süremeyeceğini vurgulamaktadır7.

Şekil bakımından aval, “aval içindir” veya eş anlamlı bir ibareyle senet ya da alonj üzerine yazılır (TTK m. 701/1-2). Muhatabın ve düzenleyenin imzaları dışında senedin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır (TTK m. 701/3). Yerleşik uygulamaya göre bononun ön yüzüne “kefil” ibaresiyle atılan imza da adi kefalet değil, aval niteliğindedir8. Buna karşılık düzenleyenin ön yüze attığı ikinci bir imza aval sayılmaz; aval, düzenleyenden başka bir kişinin imzasıyla kurulur9. Avalin kimin için verildiği belirtilmemişse, düzenleyen için verilmiş sayılır (TTK m. 701/4, 778/4). Ele alınan kurguda, iş ortaklığı kaşesi altındaki aval aksi belirtilmedikçe gerçek kişi düzenleyen lehine verilmiş sayılacak; bu nedenle avalistler, düzenleyen gibi doğrudan ve birinci derecede sorumlu olacaktır.

Avalin bu niteliği, adi kefaletteki talilik ilkesinin avalde uygulanmamasını da beraberinde getirir. Hamil, önce asıl borçluya başvurmak zorunda olmaksızın doğrudan avaliste başvurabilir10. TTK m. 724/1 uyarınca düzenleyen ve aval verenler hamile karşı müteselsil borçlu sıfatıyla sorumlu olup hamil, borçlanmadaki sıraya bağlı olmaksızın bunlardan birine, bazılarına ya da hepsine birden başvurabilir (TTK m. 724/2). Doktrinde, avalden doğan teselsülün emredici nitelik taşıdığı; avalistin adi ya da tali sorumlu olacağına dair bir kaydın aval taahhüdünü geçersiz kılabileceği ileri sürülmektedir11.

B. Eş Rızası Meselesi

İş ortaklığının gerçek kişi ortakları bulunduğunda, TBK m. 584 ve kapsamını genişleten TBK m. 603 uyarınca eş rızasının aranıp aranmayacağı sorusu gündeme gelir. TBK m. 603, kefalete ilişkin şekil, ehliyet ve eş rızası hükümlerini gerçek kişilerce başka ad altında verilen “kişisel güvence” sözleşmelerine de uygulamaktadır. Ancak yargı kararları, avalin kefaletten farklı, bağımsız ve asli bir kambiyo taahhüdü olduğu, kambiyo senetlerinin tedavül kabiliyetinin bunu gerektirdiği gerekçesiyle eş rızası şartının avalde aranmayacağını istikrarlı biçimde kabul etmektedir12. Bu sonuç, iş ortaklığı kaşesi altında verilen aval bakımından da açıkça benimsenmiştir13. Avalin kişisel teminat işlevi gördüğü ve TBK m. 603’ün koruma amacının bu alanı da kapsaması gerektiği yönündeki eleştiriler dikkate değer olmakla birlikte, uygulamanın bugünkü yönü avali eş rızası rejiminin dışında tutmaktadır.

III. İŞ ORTAKLIĞI ADINA AVAL VERİLMESİ VE TEMSİL YETKİSİ

A. Önemli Tasarruf İşlemi Olarak Aval ve Oybirliği

Adi ortaklıkta kararlar, sözleşmede aksi öngörülmedikçe bütün ortakların oybirliğiyle alınır (TBK m. 624). Temsil bakımından TBK m. 637/3, kendisine yönetim görevi verilen ortağın ortaklığı veya bütün ortakları üçüncü kişilere karşı temsil etme yetkisinin var sayılacağını; ancak yönetici ortağın yapacağı önemli tasarruf işlemlerine ilişkin yetkinin bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş olması ve yetki belgesinde açıkça belirtilmiş olması gerektiğini düzenlemektedir14.

Doktrinde baskın görüş, ortaklık adına aval verilmesinin olağan yönetim işlerini aşan, ortakları ağır ve müteselsil bir yükümlülük altına sokan bir önemli tasarruf işlemi olduğunu kabul etmektedir15. Bu görüşe göre günlük ticari işler kapsamında senet düzenleme yetkisi, tek başına aval verme yetkisini kapsamaz; aval için oybirliğiyle verilmiş ve yetki belgesinde açıkça gösterilmiş özel bir yetki gerekir. Kanun bu yetki belgesi için resmî şekil öngörmemektedir; bununla birlikte ispat güvenliği bakımından yazılı ve tercihen noterlikçe düzenlenmiş ya da onaylanmış bir belge, uygulamada uyuşmazlık riskini önemli ölçüde azaltır.

B. TTK m. 223 ile Kurulan Kıyas ve Eleştirisi

Bu sonuca ulaşırken doktrinde sıklıkla TTK m. 223/1’e başvurulmaktadır. Hüküm, kolektif şirkette kefil olmak, üçüncü kişi lehine garanti vermek ve teminat göstermek gibi olağan iş ve işlemler dışında kalan hususlarda ortakların oybirliğini şart koşmaktadır16. Aval de kambiyo hukukuna özgü bir kişisel teminat olduğundan, kefalete ilişkin bu kuralın kıyasen avale uygulanması gerektiği savunulmaktadır.

Ne var ki TTK m. 223 metninde aval açıkça zikredilmemiştir ve hüküm, tüzel kişiliği bulunan kolektif şirkete ilişkindir. Kambiyo senetlerinin soyutluğu ve tedavül güvenliği karşısında, olağanüstü işlem nitelendirmesinin yalnızca kefalet benzerliği üzerinden kurulması tartışmaya açıktır. Kanaatimizce adi ortaklık bakımından kıyasa ihtiyaç bulunmamaktadır: TBK m. 637/3’teki “önemli tasarruf işlemi” kavramı, ortakları senet bedelinin tamamından müteselsilen sorumlu kılan bir aval taahhüdünü zaten kapsayacak genişliktedir. TTK m. 223, bu yorumu destekleyen yardımcı bir değerlendirme ölçütü olarak işlev görmelidir.

C. Yetkili Temsil Hâlinde Ortakların Müteselsil Sorumluluğu

Usulüne uygun oybirliği yetkisine dayanılarak ortaklık adına aval verilmişse, doğrudan temsil hükümleri gereğince avalist konumunda ortakların tamamı yer alır. TBK m. 638/3 uyarınca ortaklar, birlikte veya bir temsilci aracılığıyla üçüncü kişiye karşı ortaklık ilişkisi çerçevesinde üstlendikleri borçlardan, aksi kararlaştırılmamışsa müteselsilen sorumludur17. Kambiyo hukuku bakımından ise TTK m. 724/1 zaten teselsülü öngördüğünden, ortakların her biri hamile karşı müteselsil avalist sıfatıyla sorumlu olur18.

Bu noktada üzerinde durulması gereken bir husus, TBK m. 638/3’teki “ortaklık ilişkisi çerçevesinde” kaydıdır. Üçüncü bir gerçek kişinin borcuna aval verilmesi, iş ortaklığının ortak amacıyla doğrudan bağlantılı olmayabilir. Kanaatimizce bu kayıt hamile karşı bir savunma aracı olarak değil, ortaklar arasındaki iç ilişkide yetki aşımının değerlendirilmesinde ölçüt olarak işlev görmelidir. Zira oybirliğiyle verilmiş açık yetki mevcutsa, ortakların bu işlemi ortaklık ilişkisinin bir parçası olarak üstlendikleri kabul edilmelidir; yetki bulunmuyorsa sorun zaten aşağıda ele alınan yetkisiz temsil hükümleriyle çözülür.

D. Yetkisiz Temsil: TTK m. 678

Oybirliğiyle verilmiş açık bir yetki bulunmaksızın iş ortaklığı kaşesi altına imza atılmışsa, TTK m. 778/2-e yollamasıyla bonolara da uygulanan TTK m. 678/1 devreye girer. Bu hükme göre temsile yetkili olmadığı hâlde bir kişinin temsilcisi sıfatıyla senede imzasını koyan kişi o senetten dolayı bizzat sorumludur; yetkisini aşan temsilci için de hüküm aynıdır19. Kambiyo hukukunun sıkı şekilciliği ve güven ilkesi, bu sorumluluğun genel hükümlerdeki (TBK m. 47) yetkisiz temsilcinin sorumluluğuna göre daha doğrudan kurulmasını haklı kılar.

Bu durumda diğer ortaklar aval taahhüdüyle bağlanmaz; imzayı atan kişi, ister ortak ister ortak olmayan bir temsilci olsun, şahsen avalist sıfatıyla sorumlu olur. Uygulama bakımından bunun anlamı şudur: Hamilin takip öncesinde ortaklık sözleşmesini, yetki belgelerini ve varsa ortaklar kurulu kararlarını incelemesi, takibin kime yöneltileceğini belirleyen asli bir adımdır. Yetkinin varlığı şüpheliyse, takibin hem ortaklara hem de imzayı atan kişiye yöneltilmesi, ileride birinden birinin sorumluluğunun reddedilmesi riskine karşı koruyucu bir strateji olarak düşünülebilir.

IV. ORTAKLARDAN BİRİNİN KONKORDATO KESİN MÜHLETİ ALTINDA BULUNMASI

A. Takip Yasağının Şahsiliği

İİK m. 294/1 uyarınca mühlet içinde borçlu aleyhine, 6183 sayılı Kanun’a göre yapılanlar da dâhil olmak üzere hiçbir takip yapılamaz, evvelce başlamış takipler durur, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz kararları uygulanmaz ve bir takip işlemiyle kesilebilen zamanaşımı ile hak düşürücü süreler işlemez. Hükmün lafzı, yasağın muhatabını “borçlu” olarak belirlemektedir. Doktrinde de mühletin takipleri durdurma ve yeni takip yasağı etkisinin yalnızca hakkında karar verilen borçluya yönelik olduğu; müteselsil borçluluk, kefalet ve aval gibi borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bir takip yasağı bulunmadığı kabul edilmektedir20.

Yargı kararları da bu yönde istikrar kazanmıştır. Bölge adliye mahkemeleri, kesin mühletin etkilerinin yalnızca konkordato talep eden hakkında sonuç doğurduğunu, onun lehine kefalet, aval veya rehin verenleri etkilemeyeceğini açıkça ifade etmektedir21. Aynı kararlarda İİK m. 294/1’in ihtiyati haciz kararının verilmesini değil, yalnızca uygulanmasını engellediği de belirtilmiştir22.

B. Mühlet Dışındaki Birlikte Borçlulara Başvuru

Bu ilkenin ele alınan kurguya uygulanması, iki yönlü bir sonuç doğurur. İlk olarak, gerçek kişi düzenleyen hakkında herhangi bir mühlet bulunmadığından, ona karşı kambiyo takibi bakımından hiçbir engel yoktur. İkinci olarak, iş ortaklığını oluşturan ve hakkında mühlet bulunmayan ortaklar, avalist sıfatıyla müstakil ve müteselsil olarak takip edilebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, düzenleyen şirket hakkında konkordato tasdik edilmiş olsa dahi hakkında konkordato kararı bulunmayan diğer borçlu yönünden takibin iptal edilemeyeceğine hükmetmiştir23. Bölge adliye mahkemesi kararlarında da asıl borçlu hakkında konkordato mühleti verilmiş olmasının alacaklının doğrudan müteselsil kefile ya da avaliste başvurmasına engel olmadığı vurgulanmıştır24. İlk derece mahkemelerinin kararları da aynı doğrultudadır25.

Kurgumuz, asıl borçlunun değil avalist ortaklardan birinin mühlet altında olması bakımından incelenen kararlardaki tipik olaydan ayrılmaktadır. Ancak bu fark, sonucu güçlendirmektedir: Şahsilik ilkesi gereği mühlet, lehine verildiği borçlu dışında kalan hiç kimseye sirayet etmediğine göre, avalist ortaklardan birinin mühleti ne düzenleyeni ne de diğer avalist ortakları koruyabilir. Uygulamada ileri sürülen ve avalistin ödeme hâlinde mühlet altındaki borçluya rücu edeceği, bunun da konkordatonun amacını zedeleyeceği yönündeki itiraz, İİK m. 294’ün açık lafzı karşısında doktrin ve uygulamada kabul görmemiştir26.

İİK m. 294/3 uyarınca kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş alacaklara faiz işlemesinin durması da yalnızca mühlet verilen borçlu bakımından sonuç doğurur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi, bu hükmün lehine mühlet verilen borçlu dışındaki birlikte sorumlular bakımından uygulanamayacağını açıkça belirtmiştir27. Dolayısıyla mühlet dışı ortaklar ve düzenleyen yönünden faiz, kambiyo hukukunun genel kurallarına göre işlemeye devam eder.

Tablo 1. Konkordato mühletinin birlikte borçlulara etkisine ilişkin başlıca kararlar

Mahkeme / KünyeBenimsenen ilkeSonuç
Yargıtay 12. HD, E. 2024/5427, K. 2025/79, T. 13.01.2025Düzenleyen şirketin konkordatosunun tasdiki, mühletsiz diğer borçlu yönünden takibin iptalini gerektirmez.Bozma
Yargıtay 11. HD, E. 2024/6468, K. 2025/4120, T. 16.06.2025Kefile karşı davada alacaklının konkordatoya muvafakat edip etmediği İİK m. 303 kapsamında incelenmelidir.Bozma
Ankara BAM 21. HD, E. 2025/622, K. 2025/678, T. 19.06.2025Asıl borçlunun mühleti kefile başvuruyu engellemez; m. 294/3’teki faiz durması şahsidir.Kaldırma
İstanbul BAM 14. HD, E. 2020/1574, K. 2023/1192, T. 12.07.2023Mühletin etkileri yalnızca talep eden hakkında doğar; aval, kefalet ve rehin vereni etkilemez.Esastan ret
İstanbul BAM 12. HD, E. 2021/1501, K. 2021/1381, T. 28.09.2021Asıl borçluya verilen kesin mühlet müteselsil kefillere sirayet etmez.Esastan ret
İstanbul BAM 14. HD, E. 2021/1198, K. 2021/957, T. 08.07.2021Asıl borçlu hakkında konkordato kararı verilmesi avaliste başvuruyu engellemez.Esastan ret
Konya BAM 6. HD, E. 2019/385, K. 2019/230, T. 07.03.2019İİK m. 294/1 ihtiyati haczin verilmesini değil uygulanmasını engeller; avalistin sorumluluğu sürer.Esastan ret
Gaziantep BAM 11. HD, E. 2023/788, K. 2024/1494, T. 19.11.2024Hamil doğrudan avaliste başvurabilir; asıl borçlunun ödemeleri avalistçe defi olarak ileri sürülebilir.Kaldırma

C. Mühlet Altındaki Ortak Bakımından Alacağın İleri Sürülmesi

Kesin mühlet altındaki ortak aleyhine İİK m. 294/1 gereğince yeni bir takip başlatılamaz. Bu yasağa rağmen başlatılan takip, kamu düzenine ilişkin olduğundan şikâyet yoluyla süresiz olarak iptal ettirilebilir. Bu ortağa karşı alacak, İİK m. 299 uyarınca komiserin yapacağı ilândan itibaren on beş gün içinde komisere bildirilmelidir; aksi hâlde alacaklı, alacağı bilançoda kayıtlı olmadıkça konkordato projesinin müzakerelerine kabul edilmeyecektir28. Bildirim, senedin aslı ya da onaylı örneğiyle birlikte yapılmalıdır.

Konkordatonun tasdikiyle birlikte, konkordato talebinden önce doğan alacaklar bakımından tasdik edilen proje mühlet altındaki ortak yönünden bağlayıcı hâle gelir (İİK m. 308/c). Bu nedenle hamilin, mühletli ortak yönünden elde edebileceği tutar proje şartlarıyla sınırlı kalabilecek; ancak bu sınırlama, aşağıda ele alınan İİK m. 303 çerçevesinde diğer birlikte borçlulara karşı haklarını etkilemeyecektir.

D. Mühlet İçinde Verilen Aval

Avalin veriliş zamanı da ayrıca önem taşır. 7327 sayılı Kanun’la değişik İİK m. 297/2’ye göre borçlu, mahkemenin izni dışında mühlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz; aksi hâlde yapılan işlemler hükümsüzdür. Doktrinde bu yasağın, işlevsel benzerlik nedeniyle aval bakımından da geçerli olduğu savunulmaktadır29. Bu görüşe katılmak gerekir: Aval, en az kefalet kadar ağır ve üstelik bağımsız bir yükümlülük doğurduğundan, yasağın amacı avali de kapsamaktadır. Dolayısıyla aval taahhüdünün mühlet kararından sonra mahkeme izni olmaksızın verildiği tespit edilirse, mühletli ortak bakımından taahhüt hükümsüz sayılacak; ancak bu hükümsüzlük, TTK m. 702/2’deki bağımsızlık ilkesi gereğince diğer avalist ortakların ve düzenleyenin sorumluluğunu etkilemeyecektir.

E. İİK m. 303 ve Muvafakat Sorunu

İİK m. 303/1 uyarınca konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder. Konkordatoya muvafakat eden alacaklı ise ancak haklarını borçtan birlikte sorumlu olanlara ödeme karşılığında devir teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla bu korumadan yararlanır (İİK m. 303/2). Ele alınan kurguda düzenleyen ve mühlet dışındaki avalist ortaklar, mühletli ortakla birlikte sorumlu kişilerdir.

Bu bağlamda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2025 tarihli bir kararı özel önem taşımaktadır. Daire, genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefiline karşı başlatılan takibe ilişkin uyuşmazlıkta, bölge adliye mahkemesinin asıl borçluya ilişkin mühlet kararlarının kefilin sorumluluğunu etkilemeyeceği yönündeki gerekçesini yeterli görmemiş; alacaklının konkordatoya muvafakat edip etmediğinin İİK m. 303 kapsamında incelenmesi gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuştur30. Doktrinde ise İİK m. 303’ün asıl işlevini konkordatonun tasdiki aşamasında kazandığı; mühlet aşamasında veya konkordatonun tasdik edilmemesi hâlinde alacaklının, olumlu oy kullanıp kullanmadığına bakılmaksızın birlikte borçlulara karşı haklarını bağımsız olarak koruduğu ileri sürülmektedir31.

Kanaatimizce iki yaklaşım birbiriyle uzlaştırılabilir. Mühlet aşamasında başlatılan bir takipte, alacaklının henüz bir muvafakati bulunmadığından İİK m. 303/1 kendiliğinden işler ve birlikte borçlulara karşı takip bakımından bir engel oluşturmaz. Buna karşılık uyuşmazlığın karara bağlandığı tarihte konkordato tasdik edilmişse, alacaklının projeye olumlu oy verip vermediği ve İİK m. 303/2’deki bildirim şartını yerine getirip getirmediği, birlikte borçluların sorumluluğunun kapsamını doğrudan etkileyeceğinden mahkemece araştırılmalıdır. Yargıtay kararının da bu ikinci durumla ilgili olarak okunması gerekir. Uygulama bakımından bunun sonucu, hamilin alacaklılar toplantısında kural olarak projeye kabul oyu vermemesi; kabul oyu verecekse İİK m. 303/2’deki teklif ve bildirimi toplantıdan en az on gün önce, ispatı mümkün bir yolla yerine getirmesidir.

V. TAKİP HUKUKUNA İLİŞKİN USUL SONUÇLARI

A. Takip Talebinde Borçluların Gösterilmesi

İİK m. 58 ve m. 167 uyarınca takip talebinde borçluların kimlik, adres ve sıfatlarının açıkça gösterilmesi gerekir. Adi ortaklığın taraf ehliyeti bulunmadığından, borçlu kısmına yalnızca iş ortaklığının ya da konsorsiyumun unvanının yazılması mümkün değildir. Takip talebinde; (i) asıl borçlu sıfatıyla gerçek kişi düzenleyen, (ii) iş ortaklığını oluşturan ve hakkında mühlet kararı bulunmayan ortakların her biri, iş ortaklığının ortağı ve müteselsil avalist sıfatıyla münferiden, (iii) yetkisiz temsil şüphesi varsa imzayı atan kişi TTK m. 678 uyarınca ayrıca gösterilmelidir. Kesin mühlet altındaki ortak ise takip talebine borçlu olarak eklenmemelidir.

B. Adi Ortaklığın Borçlu Gösterilmesi ve Düzeltme İmkânı

Takip talebinde yanılgıyla yalnızca adi ortaklığın unvanının yazılması hâlinde bu eksikliğin giderilip giderilemeyeceği tartışmalıdır. İİK m. 170/a/2, icra mahkemesine alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip olmadığı hususunu re’sen gözeterek takibi iptal etme yetkisi vermektedir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2017 tarihli bir kararında çoğunluk karar düzeltme istemini reddetmiş; karşı oy yazısında ise takip talebinde adi şirket yerine onu oluşturan şirketlerin gösterilmemesinin HMK m. 124/4 anlamında kabul edilebilir bir yanılgıya dayandığı, icra mahkemesince alacaklıya ortakları takibe dâhil etmesi için süre verilmesi gerektiği savunulmuştur32.

Karşı oydaki görüş, usul ekonomisi ve hak arama özgürlüğü bakımından güçlü gerekçelere dayanmaktadır. HMK m. 124/4, dava dilekçesinde tarafın yanlış veya eksik gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgıya dayanması hâlinde hâkimin karşı tarafın rızasını aramaksızın taraf değişikliğini kabul edebileceğini öngörmektedir. Adi ortaklığın görünürdeki bağımsız kimliği, bu tür bir yanılgıyı özellikle anlaşılır kılmaktadır. Bununla birlikte, takip ehliyetinin kamu düzenine ilişkin olması ve çoğunluk görüşünün yönü karşısında bu imkâna güvenmek uygulama bakımından risklidir. Takip talebinin baştan itibaren ortaklar ve düzenleyen aleyhine düzenlenmesi, iptal riskini bertaraf etmenin tek güvenli yoludur.

C. Ödeme Emrinin Tebliği

Adi ortaklığın yasal merkezi ve kişiliği bulunmadığından, ortaklık adına tek bir ödeme emri tebliğ edilemez. Her borçlu için ayrı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolunda ödeme emri (Örnek No: 10) düzenlenmelidir. Gerçek kişi düzenleyene tebligat, Tebligat Kanunu’nun genel hükümleri çerçevesinde bizzat kendisine ya da adres kayıt sistemindeki adresine yapılır. Tüzel kişi ortaklar bakımından ise önce Tebligat Kanunu m. 7/a dikkate alınmalıdır: Bu hüküm, kanunla kurulanlar da dâhil tüm özel hukuk tüzel kişilerine tebligatın elektronik yolla yapılmasını zorunlu kılmaktadır. Elektronik tebligatın zorunlu bir sebeple yapılamaması hâlinde ise tüzel kişi ortağa tebligat, Tebligat Kanunu m. 12 ve 13 uyarınca yetkili temsilcilerinden birine, bulunmamaları hâlinde iş yerinde hazır bulunan memur veya müstahdemlerden birine yapılır33.

D. Avalist Sorumluluğunun Sınırları

Son olarak, avalistlere yönelik takibin dayanağının kambiyo taahhüdü olduğu unutulmamalıdır. Senedin kambiyo vasfını taşımaması hâlinde aval taahhüdü de kambiyo hukuku anlamında sonuç doğurmaz; nitekim teminat senedi niteliğindeki bir belgede avalistin sorumlu tutulamayacağına ilişkin bölge adliye mahkemesi kararı Yargıtay’ca onanmıştır34. Benzer şekilde, bononun zamanaşımına uğraması hâlinde avaliste temel ilişkiye dayanılarak başvurulamayacağı kabul edilmektedir35. Bu nedenle mühlet altındaki ortağın varlığı, hamili takipte gecikmeye sevk etmemelidir: İİK m. 294/1’deki zamanaşımının işlememesi kuralı yalnızca mühletli borçluya ilişkindir; düzenleyen ve diğer avalist ortaklar bakımından zamanaşımı işlemeye devam eder.

SONUÇ

Tüzel kişiliği bulunmayan bir iş ortaklığının bir bonoya avalist olarak katıldığı ve ortaklarından birinin konkordato kesin mühleti aldığı durumda, uyuşmazlığın çözümü birbirinden bağımsız üç kural grubunun ayrı ayrı uygulanmasını gerektirir. İlk olarak adi ortaklık, HMK m. 50 karşısında kambiyo taahhüdünün ve takibin tarafı olamaz; ortaklık kaşesi altındaki aval, ancak TBK m. 637/3 uyarınca bütün ortakların oybirliğiyle verilmiş ve yetki belgesinde açıkça gösterilmiş bir yetkiye dayanıyorsa ortakların tamamını müteselsil avalist olarak bağlar. Böyle bir yetki yoksa imzayı atan kişi TTK m. 678 uyarınca şahsen sorumludur. İkinci olarak aval, TTK m. 702 uyarınca bağımsız ve asli bir taahhüt olup eş rızası şartına tabi tutulmamaktadır. Üçüncü olarak İİK m. 294’teki takip yasağı şahsidir; mühlet altındaki ortak dışında kalan ortaklara ve gerçek kişi düzenleyene karşı kambiyo takibi engelsiz sürdürülebilir, faizin durması ve zamanaşımının işlememesi kuralları da yalnızca mühletli borçlu bakımından uygulanır.

Mühlet altındaki ortak bakımından alacak, İİK m. 299 uyarınca konkordato sürecine bildirilmelidir. Mühlet kararından sonra mahkeme izni olmaksızın verilen bir aval, İİK m. 297/2’nin amacı gereği bu ortak yönünden hükümsüz sayılmalı; ancak bu hükümsüzlük diğer avalistlerin sorumluluğunu etkilememelidir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin İİK m. 303 kapsamındaki muvafakat incelemesini zorunlu gören bozma kararı, konkordatonun tasdik edildiği durumlarla sınırlı okunmalıdır; hamil ise bu belirsizlik karşısında alacaklılar toplantısında kabul oyu vermekten kaçınmalı veya İİK m. 303/2’deki bildirimi eksiksiz yerine getirmelidir. Usul bakımından takip talebi baştan itibaren düzenleyen ile mühlet dışı ortaklar aleyhine, her biri için ayrı ödeme emri düzenlenecek biçimde hazırlanmalı; tüzel kişi ortaklara tebligatta Tebligat Kanunu m. 7/a’daki elektronik tebligat zorunluluğu gözetilmelidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararındaki karşı oyda savunulan düzeltme imkânının içtihatla benimsenmesi, iş ortaklıklarının görünürdeki bağımsız kimliğinden kaynaklanan yanılgıların hak kaybına dönüşmesini önleyecek yerinde bir gelişme olacaktır.

DİPNOTLAR

  1. TBK m. 620; AYHANCI, Kambiyo Senetlerinde Temsil. ↩
  2. HMK m. 50/1. ↩
  3. AYHANCI, Kambiyo Senetlerinde Temsil; KAYA, Kambiyo Senetlerinde Temsil. ↩
  4. AYHANCI, Kambiyo Senetlerinde Temsil. ↩
  5. KAVUT, Kişisel Teminat Olarak Aval; ALAKUŞ ŞEKERCİ, Kambiyo Senetlerinde Aval; ARSLAN, Kambiyo Senetlerinde Aval; CİVELEK ACAR, Kambiyo Senetlerinde Aval; TOROS, Teori ve Uygulamada Aval. ↩
  6. İstanbul BAM 44. HD, E. 2022/981, K. 2024/2060, T. 12.12.2024. ↩
  7. İstanbul BAM 16. HD, E. 2024/29, K. 2025/1313, T. 23.10.2025. ↩
  8. İzmir 1. ATM, E. 2019/492, K. 2020/517, T. 14.10.2020; İzmir 3. ATM, E. 2023/696, K. 2024/30, T. 17.01.2024; İstanbul 4. ATM, E. 2020/707, K. 2021/923, T. 09.12.2021. ↩
  9. İzmir BAM 17. HD, E. 2021/602, K. 2024/1676, T. 03.10.2024. ↩
  10. İzmir 2. ATM, E. 2022/667, K. 2023/506, T. 06.06.2023; Gaziantep BAM 11. HD, E. 2023/788, K. 2024/1494, T. 19.11.2024; SARIKAYA, Asıl Borçlu Lehine Aval; DELİCE, Kambiyo Senetlerinde Aval. ↩
  11. YILMAZ, Ticari İş ve Ticari İşe Bağlanan Sonuçlar. ↩
  12. Konya 4. ATM, E. 2022/460, K. 2023/292, T. 18.05.2023; Konya 4. ATM, E. 2022/404, K. 2023/277, T. 11.05.2023; İstanbul 4. ATM, E. 2020/707, K. 2021/923, T. 09.12.2021. ↩
  13. Trabzon BAM 4. HD, E. 2023/191, K. 2023/352, T. 21.02.2023. ↩
  14. TBK m. 624, 637/3. ↩
  15. AYHANCI, Kambiyo Senetlerinde Temsil; KAYA, Kambiyo Senetlerinde Temsil. ↩
  16. TTK m. 223/1. ↩
  17. TBK m. 638/3; Trabzon BAM 4. HD, E. 2023/191, K. 2023/352, T. 21.02.2023. ↩
  18. TTK m. 724; AYHANCI, Kambiyo Senetlerinde Temsil; YILMAZ, Ticari İş ve Ticari İşe Bağlanan Sonuçlar. ↩
  19. TTK m. 678/1, 778/2-e; İzmir BAM 17. HD, E. 2021/602, K. 2024/1676, T. 03.10.2024; AYHANCI, Kambiyo Senetlerinde Temsil. ↩
  20. DURAN, Konkordato Mühleti; MERAL, Konkordatonun Teminatlara Etkisi. ↩
  21. İstanbul BAM 14. HD, E. 2020/1574, K. 2023/1192, T. 12.07.2023; İstanbul BAM 12. HD, E. 2021/1501, K. 2021/1381, T. 28.09.2021; İstanbul 19. ATM, E. 2021/619, K. 2022/822, T. 22.12.2022. ↩
  22. Konya BAM 6. HD, E. 2019/385, K. 2019/230, T. 07.03.2019. ↩
  23. Yargıtay 12. HD, E. 2024/5427, K. 2025/79, T. 13.01.2025. ↩
  24. İstanbul BAM 14. HD, E. 2021/1198, K. 2021/957, T. 08.07.2021; Ankara BAM 21. HD, E. 2025/622, K. 2025/678, T. 19.06.2025. ↩
  25. İzmir 4. ATM, E. 2020/362, K. 2021/233, T. 09.03.2021; Ankara 3. ATM, E. 2018/907, K. 2021/347, T. 22.04.2021. ↩
  26. TURAN, Konkordato Sürecinden Etkilenmeyen Hak ve Alacaklar; DURAN, Konkordato Mühleti; MERAL, Konkordatonun Teminatlara Etkisi. ↩
  27. Ankara BAM 21. HD, E. 2025/622, K. 2025/678, T. 19.06.2025. ↩
  28. İİK m. 299; MERAL, Konkordatonun Teminatlara Etkisi. ↩
  29. İİK m. 297/2 (7327 sayılı Kanun m. 5 ile değişik); MERAL, Konkordatonun Teminatlara Etkisi. ↩
  30. Yargıtay 11. HD, E. 2024/6468, K. 2025/4120, T. 16.06.2025. ↩
  31. ÖZSÖKER, Konkordato Mühletinin Sözleşmeler Bakımından Doğurduğu Sonuçlar. ↩
  32. Yargıtay 12. HD, E. 2017/6045, K. 2017/15645, T. 14.12.2017 (karşı oy). ↩
  33. Tebligat Kanunu m. 7/a, 12, 13. ↩
  34. Yargıtay 11. HD, E. 2024/5435, K. 2025/3714, T. 27.05.2025. ↩
  35. İstanbul BAM 14. HD, E. 2019/2041, K. 2022/324, T. 17.03.2022. ↩

KAYNAKÇA

Eserler

ALAKUŞ ŞEKERCİ, Burcu: Kambiyo Senetlerinde Aval, Lisansüstü Tez, 2021 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

ARSLAN, Firdevs: “Kambiyo Senetlerinde Aval”, İstanbul Aydın Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2020.

AYHANCI, Halil: Kambiyo Senetlerinde Temsil, Lisansüstü Tez, 2019 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

CİVELEK ACAR, Esra: “Kambiyo Senetlerinde Aval”, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2021.

DELİCE, Emrah: Kambiyo Senetlerinde Aval, Lisansüstü Tez, 2022.

DURAN, Rukiye: Konkordato Mühleti ve Alacaklılar Bakımından Sonuçları, Lisansüstü Tez, 2019 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

KAVUT, Elife Nur: Kambiyo Hukukuna Özgü Bir Kişisel Teminat Olarak Aval, Lisansüstü Tez, 2022 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

KAYA, Büşra: Kambiyo Senetlerinde Temsil, Lisansüstü Tez, 2022 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

MERAL, Ömer Oğuzhan: Konkordatonun Teminatlara Etkisi, Lisansüstü Tez, 2025 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

ÖZSÖKER, Gökberk: Konkordato Mühletinin Sözleşmeler Bakımından Doğurduğu Sonuçlar, Lisansüstü Tez, 2022.

SARIKAYA, Merve: “Kambiyo Senetlerinde Asıl Borçlu Lehine Aval Verenin Sorumluluğunun TTK m. 702/I Çerçevesinde Değerlendirilmesi”, Marmara Üniversitesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, 2025.

TOROS, Dudu İrem: Teori ve Uygulamada Aval, Lisansüstü Tez, 2019 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

TURAN, Mehmet: Konkordato Sürecinden Etkilenmeyen Hak ve Alacaklar, Lisansüstü Tez, 2022 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

YILMAZ, Ayçin: Ticari İş ve Ticari İşe Bağlanan Sonuçlar, Lisansüstü Tez, 2018 (YÖK Ulusal Tez Merkezi).

Yargı Kararları

Yargıtay 11. HD, E. 2024/6468, K. 2025/4120, T. 16.06.2025.

Yargıtay 11. HD, E. 2024/5435, K. 2025/3714, T. 27.05.2025.

Yargıtay 12. HD, E. 2024/5427, K. 2025/79, T. 13.01.2025.

Yargıtay 12. HD, E. 2017/6045, K. 2017/15645, T. 14.12.2017.

Ankara BAM 21. HD, E. 2025/622, K. 2025/678, T. 19.06.2025.

Gaziantep BAM 11. HD, E. 2023/788, K. 2024/1494, T. 19.11.2024.

Gaziantep BAM 11. HD, E. 2022/1577, K. 2022/1574, T. 20.10.2022.

İstanbul BAM 12. HD, E. 2021/1501, K. 2021/1381, T. 28.09.2021.

İstanbul BAM 14. HD, E. 2021/1198, K. 2021/957, T. 08.07.2021.

İstanbul BAM 14. HD, E. 2020/1574, K. 2023/1192, T. 12.07.2023.

İstanbul BAM 14. HD, E. 2019/2041, K. 2022/324, T. 17.03.2022.

İstanbul BAM 16. HD, E. 2024/29, K. 2025/1313, T. 23.10.2025.

İstanbul BAM 44. HD, E. 2022/981, K. 2024/2060, T. 12.12.2024.

İzmir BAM 17. HD, E. 2021/602, K. 2024/1676, T. 03.10.2024.

Konya BAM 6. HD, E. 2019/385, K. 2019/230, T. 07.03.2019.

Trabzon BAM 4. HD, E. 2023/191, K. 2023/352, T. 21.02.2023.

Ankara 3. ATM, E. 2018/907, K. 2021/347, T. 22.04.2021.

İstanbul 4. ATM, E. 2020/707, K. 2021/923, T. 09.12.2021.

İstanbul 19. ATM, E. 2021/619, K. 2022/822, T. 22.12.2022.

İzmir 1. ATM, E. 2019/492, K. 2020/517, T. 14.10.2020.

İzmir 2. ATM, E. 2022/667, K. 2023/506, T. 06.06.2023.

İzmir 3. ATM, E. 2023/696, K. 2024/30, T. 17.01.2024.

İzmir 4. ATM, E. 2020/362, K. 2021/233, T. 09.03.2021.

Konya 4. ATM, E. 2022/404, K. 2023/277, T. 11.05.2023.

Konya 4. ATM, E. 2022/460, K. 2023/292, T. 18.05.2023.

Kısaltmalar

ATM: Asliye Ticaret Mahkemesi · BAM: Bölge Adliye Mahkemesi · HD: Hukuk Dairesi · HMK: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu · İİK: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu · TBK: 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu · TTK: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.

Dosyanızı birlikte değerlendirelim

İlk görüşmede belgeleriniz, süreler ve seçenekleriniz birlikte gözden geçirilir.