Öz
Sicilden terkin edilen bir şirketin, derdest bir icra takibiyle sınırlı olarak ihyasına karar verildiğinde, mahkeme çoğu zaman şirketin son tasfiye memurunu ya da eski ortağını ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere yeniden görevlendirir. Uygulamada bu kişiler, görevi kabul etmediklerini ve rızaları bulunmadığını ileri sürerek atamaya itiraz edebilmektedir. Bu yazıda Türk Ticaret Kanunu’nun 537 ve 547. maddeleri ile bölge adliye mahkemesi ve Yargıtay kararları ışığında re’sen atanan tasfiye memurunun görevden kaçınıp kaçınamayacağı, bunun için aranan haklı sebep ölçütü, ihya kararı kesinleştikten sonra mahkemenin bu itiraz üzerine yapacağı incelemenin niteliği, atanan tasfiye memurunun şirket borcundan kişisel sorumluluğunun bulunmadığı ve alacaklının izlemesi gereken usul stratejisi incelenmektedir.
Anahtar Kelimeler: ek tasfiye, ihya kararı, tasfiye memuru, TTK m. 547/2, TTK m. 537/2, haklı sebep, görevden alma, kesin hüküm, icra takibi.
Abstract
When revival of a deregistered company is ordered for the limited purpose of pending enforcement proceedings, the court often reappoints the company’s last liquidator or a former shareholder to conduct the supplementary liquidation. In practice, such persons may object, claiming they do not accept the role and never consented. Drawing on Articles 537 and 547 of the Turkish Commercial Code and decisions of regional appellate courts and the Court of Cassation, this article examines whether a court-appointed liquidator may decline the role, the just-cause standard applied, the nature of the court’s review of such an objection after the revival judgment has become final, the absence of personal liability for the company’s debt, and the procedural strategy the creditor should follow.
Keywords: Supplementary liquidation, revival judgment, liquidator, Commercial Code Article 547/2, Article 537/2, just cause, removal, res judicata, enforcement proceedings.
GİRİŞ
Derdest bir icra takibi bulunurken sicilden silinen şirketin ihyası, alacaklı için sürecin yalnızca ilk adımıdır. İhya kararıyla şirket, takip dosyasıyla sınırlı olarak yeniden tescil edilir ve ek tasfiye işlemlerini yürütmek üzere bir tasfiye memuru atanır. Takibin devam edebilmesi için ödeme emri, haciz ve diğer tebligatların bu tasfiye memuruna yapılması gerekir. Atanan kişi görevi üstlenmekten kaçındığında ise ihya kararı fiilen uygulanamaz hâle gelir.
Bu yazıda, ihya kararıyla atanan tasfiye memurunun göreve itirazının hukuki değeri, mahkemenin bu itiraz üzerine yapacağı incelemenin sınırları, tasfiye memurunun sorumluluğu ve alacaklının izlemesi gereken yol ele alınmaktadır.
I. EK TASFİYEDE TASFİYE MEMURU ATANMASI
TTK m. 547/2 uyarınca mahkeme ek tasfiye istemini yerinde bulursa, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir ya da birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir. Limited şirketlerde de TTK m. 643 yollamasıyla aynı hüküm uygulanır.
Mahkemeler uygulamada, usul ekonomisini gözeterek öncelikle şirketin son yetkililerini veya ortaklarını ücret takdir etmeksizin tasfiye memuru olarak atamaktadır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, yargılamanın en az masrafla sonuçlandırılması ilkesi gereği ek tasfiye işlemleri için öncelikle şirket son yetkililerinin veya ortaklarının ücret takdir edilmeksizin tasfiye memuru olarak atanması gerektiğini belirtmiştir1. Bu yaklaşım, şirketin işlerini en iyi bilen ve tasfiyenin eksik bırakılmasında rolü bulunan kişilerin süreci tamamlamasını amaçlar.
II. ATANAN KİŞİNİN GÖREVE İTİRAZI
A. Rıza Aranmaz
Kanun, mahkemece atanan tasfiye memurunun görevi gerekçesiz olarak reddetmesine imkân veren bir hüküm içermemektedir. Bölge adliye mahkemeleri de atanan kişinin yalnızca rızasının bulunmadığını beyan etmesini atamanın kaldırılması için yeterli görmemektedir. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi, davalı tasfiye memurunun tasfiye memurluğu yapmasına ilişkin bir engel bulunmadığı gerekçesiyle re’sen tasfiye memuru atanmasına rızası olmadığına ilişkin istinaf sebebini yerinde görmemiştir2.
B. Haklı Sebep Ölçütü
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, istikrarlı kararlarında, tasfiye memurunun dosyada görevden kaçınmasını haklı gösterecek bir sebep ileri sürmemesi ve ispat etmemesi karşısında son tasfiye memurunun TTK m. 547/2 uyarınca atanmasında isabetsizlik bulunmadığını kabul etmektedir3. Yeni bir tasfiye memuru atanmasını talep eden kişi bakımından da aynı ölçüt uygulanmıştır4.
Bu kararlardan çıkan ölçüt şudur: Atanan kişi, görevi ifa etmesine fiilen veya hukuken engel olan somut bir sebebi ileri sürmeli ve ispatlamalıdır. Ağır bir sağlık sorunu, yurt dışında sürekli ikamet, kısıtlılık ya da şirketle menfaat çatışması gibi durumlar haklı sebep olarak değerlendirilebilir. Buna karşılık şirketle ilgisinin kalmadığı, işin zahmetli olduğu veya borcun kendisini ilgilendirmediği gibi genel beyanlar haklı sebep oluşturmaz.
C. TTK m. 537/2 ile İlişki
TTK m. 537/2, pay sahiplerinden birinin istemiyle ve haklı sebeplerin varlığında mahkemenin tasfiye memurlarını görevden alıp yerlerine yenilerini atayabileceğini düzenlemektedir. Bu hüküm, ek tasfiye sürecinde atanan tasfiye memurunun değiştirilmesi bakımından da yol gösterici niteliktedir: Görevden alma ve yeni atama, ancak haklı bir sebebin varlığı hâlinde söz konusu olur. Haklı sebebin bulunduğu kabul edilse bile mahkemenin görevi, ek tasfiyenin yürütülmesini sağlayacak şekilde derhal yeni bir tasfiye memuru atamaktır.
III. KESİNLEŞMİŞ İHYA KARARINDAN SONRA MAHKEMENİN İNCELEMESİ
İstinaf incelemesinden geçerek kesinleşen ihya kararı, HMK m. 303 uyarınca kesin hüküm niteliği taşır. HMK m. 305/2 de hüküm fıkrasında taraflara tanınan hakların ve yüklenen borçların tavzih yoluyla sınırlandırılamayacağını, genişletilemeyeceğini ve değiştirilemeyeceğini öngörmektedir. Ek tasfiyeye ilişkin prosedürün emredici ve kamu düzenine ilişkin olduğu da yargı kararlarında vurgulanmaktadır5.
Bu nedenle kesinleşmiş ihya kararından sonra atanan tasfiye memurunun itirazı üzerine mahkemenin yapacağı inceleme, ihyanın esasını yeniden tartışmaya açamaz. Şirketin ihyasının yerinde olup olmadığı, alacağın varlığı veya miktarı bu aşamada incelenemez. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, borcun varlığının veya alacaklılık sıfatının ihya davasında tartışılamayacağını kabul etmiştir6; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi de henüz doğmuş bir alacak bulunmadığına ilişkin itirazların ihya davasında değerlendirilecek hususlardan olmadığını belirtmiştir5.
Mahkemenin bu aşamada duruşma açması, ancak atanan kişinin ileri sürdüğü engelin haklı sebep oluşturup oluşturmadığını değerlendirmek ve kararın uygulanabilirliğini sağlamak amacıyla anlam taşır. İnceleme sonucunda haklı sebep görülmezse itiraz reddedilmeli; haklı sebep görülürse aynı kararla yeni bir tasfiye memuru atanmalıdır. Atamanın kaldırılıp yerine kimsenin atanmaması, ihya kararını uygulanamaz hâle getireceğinden kabul edilemez.
IV. ATANAN TASFİYE MEMURUNUN SORUMLULUĞU
A. Şirket Borcundan Kişisel Sorumluluk Yoktur
Göreve itiraz eden kişilerin en sık ileri sürdüğü kaygı, tasfiye memuru olarak atanmakla şirketin borcundan kişisel olarak sorumlu hâle gelecekleridir. Bu kaygı yerinde değildir. Ek tasfiye, yeni bir hukuki durum yaratmayan, tasfiye aşamasında ihmal edilen veya eksik yapılan işlerin tamamlanmasına hizmet eden geçici bir tedbirdir3. Atanan tasfiye memuru, şirketi yalnızca ihya kararında belirtilen takip dosyasında temsil eder ve bu sıfatla şirketin borcundan kendi malvarlığıyla sorumlu olmaz. İhyanın söz konusu uyuşmazlığa münhasır olduğu ve ek tasfiye işlemlerinin tasfiye memurunun daha önce üstlendiği görevin devamı niteliğinde bulunduğu da kabul edilmektedir7.
B. Görevin Gereği Gibi Yürütülmemesinin Sonuçları
Bununla birlikte tasfiye memuru, TTK m. 553/1 uyarınca kanundan doğan yükümlülüklerini kusuruyla ihlal ettiği takdirde şirket alacaklılarına karşı verdiği zarardan sorumludur. Derdest bir dava varken tasfiyenin eksiksiz tamamlandığından söz edilemeyeceği ve tasfiye memurunun TTK m. 541/3’teki sorumluluğunun gözetilmesi gerektiği vurgulanmıştır3. Alacağın varlığını ve takibe konulacağını bilebilecek durumdaki tasfiye memurunun tasfiyeyi kapatmasında kusurlu olduğu ve ihya davasının yargılama giderlerinden sorumlu tutulması gerektiği de kabul edilmektedir8.
Bu nedenle atanan tasfiye memuru bakımından gerçek risk, görevi üstlenmesi değil, görevi gereği gibi yürütmemesidir. Tebligatları kabul etmeyen, takip dosyasında şirketi temsil etmeyen veya şirket malvarlığına ilişkin bilgi vermeyen bir tasfiye memuru, bu davranışıyla alacaklının zararına yol açarsa TTK m. 553 kapsamında sorumluluk gündeme gelebilir.
V. ALACAKLININ USUL STRATEJİSİ
Atanan tasfiye memurunun göreve itirazı karşısında alacaklının şu adımları izlemesi önerilir:
- Kesin hükmün hatırlatılması: Mahkemeye sunulacak beyan dilekçesinde ihya kararının kesinleştiği, kamu düzenine ilişkin ve uygulanması zorunlu bir karar olduğu ve itirazın ihyanın esasını yeniden tartışmaya açamayacağı belirtilmelidir.
- Haklı sebebin yokluğu: Atanan kişinin görevden kaçınmasını haklı gösterecek somut ve ispatlanmış bir engel bulunmadığı, yalnızca rıza göstermeme beyanının bölge adliye mahkemesi içtihadına göre yeterli olmadığı vurgulanmalıdır.
- Atamanın usul ekonomisine uygunluğu: Şirketin son yetkilisinin veya ortağının ücretsiz olarak atanmasının hem kanuna hem de yerleşik uygulamaya uygun olduğu belirtilmelidir.
- Alacağın tartışılamayacağı: Borcun varlığına veya miktarına ilişkin itirazların ihya davasında değil, takip dosyasında ileri sürülebileceği hatırlatılmalıdır.
- Kademeli talep: İtirazın reddi istenmeli; mahkemenin haklı sebep görmesi ihtimaline karşı, takibin gecikmemesi için aynı kararla derhal başka bir ortağın, yetkilinin ya da bağımsız bir üçüncü kişinin tasfiye memuru olarak atanması talebi duruşma tutanağına geçirilmelidir.
- Tescil ve takibe devam: Mahkemenin vereceği karar ticaret siciline tescil ve ilan ettirilmeli; karar icra dosyasına sunularak tebligatlar atanan tasfiye memuruna yapılmalı ve takip işlemlerine devam edilmelidir.
Tablo 1. Tasfiye memurunun göreve itirazına ilişkin başlıca kararlar
| Mahkeme / Künye | Benimsenen ilke |
|---|---|
| İstanbul BAM 12. HD, E. 2023/1864, K. 2023/1413, T. 22.09.2023 | Görevi yapmasına engel bulunmayan kişinin rızasının olmaması atamayı etkilemez. |
| İstanbul BAM 43. HD, E. 2021/2123, K. 2021/1523, T. 09.12.2021 | Görevden kaçınmayı haklı gösteren sebep ispatlanmadıkça son tasfiye memurunun atanması yerindedir. |
| İstanbul BAM 43. HD, E. 2024/1892, K. 2024/1990, T. 31.12.2024 | Yeni tasfiye memuru atanması talebi haklı sebep ispatlanmadıkça kabul edilmez. |
| İstanbul BAM 43. HD, E. 2026/422, K. 2026/1023, T. 15.05.2026 | Ek tasfiye geçici bir tedbirdir; derdest dava varken tasfiye eksiksiz sayılamaz. |
| İstanbul BAM 43. HD, E. 2025/750, K. 2025/788, T. 10.06.2025 | Usul ekonomisi gereği öncelikle son yetkililer veya ortaklar ücretsiz atanmalıdır. |
| Yargıtay 11. HD, E. 2024/420, K. 2024/1109, T. 14.02.2024 | Alacağın varlığı ihya davasında tartışılmaz. |
SONUÇ
İhya kararıyla TTK m. 547/2 uyarınca atanan tasfiye memuru, görevi yalnızca rızasının bulunmadığını ileri sürerek reddedemez. Bölge adliye mahkemelerinin istikrarlı içtihadına göre görevden kaçınma, ancak görevin ifasına engel olan somut ve ispatlanmış bir haklı sebebin varlığı hâlinde mümkündür. Kesinleşmiş ihya kararından sonra yapılan inceleme ihyanın esasını ve alacağın varlığını yeniden tartışmaya açamaz; yalnızca ileri sürülen engelin haklı sebep oluşturup oluşturmadığı değerlendirilebilir ve haklı sebep kabul edilirse derhal yeni bir tasfiye memuru atanmalıdır.
Atanan tasfiye memuru, şirketi yalnızca ihya kararında belirtilen takip dosyasında temsil eder ve şirket borcundan kişisel olarak sorumlu tutulamaz; ancak görevi gereği gibi yürütmemesi TTK m. 553 kapsamında sorumluluk doğurabilir. Alacaklı ise itirazın reddini isterken, takibin gecikmemesi için kademeli olarak yeni bir tasfiye memuru atanmasını da talep etmeli ve kararın tescilinden sonra takibe gecikmeksizin devam etmelidir.
DİPNOTLAR
- İstanbul BAM 43. HD, E. 2025/750, K. 2025/788, T. 10.06.2025. ↩
- İstanbul BAM 12. HD, E. 2023/1864, K. 2023/1413, T. 22.09.2023. ↩
- İstanbul BAM 43. HD, E. 2026/422, K. 2026/1023, T. 15.05.2026; İstanbul BAM 43. HD, E. 2024/1376, K. 2024/1940, T. 27.12.2024; İstanbul BAM 43. HD, E. 2021/2123, K. 2021/1523, T. 09.12.2021. ↩
- İstanbul BAM 43. HD, E. 2024/1892, K. 2024/1990, T. 31.12.2024. ↩
- İzmir BAM 11. HD, E. 2023/1189, K. 2023/1097, T. 18.07.2023; İzmir BAM 11. HD, E. 2025/303, K. 2025/322, T. 25.02.2025; İzmir BAM 11. HD, E. 2022/144, K. 2022/181, T. 28.01.2022. ↩
- Yargıtay 11. HD, E. 2024/420, K. 2024/1109, T. 14.02.2024. ↩
- İstanbul Anadolu 10. ATM, E. 2024/575, K. 2024/864, T. 18.12.2024. ↩
- Ankara BAM 21. HD, E. 2022/1792, K. 2022/1654, T. 15.12.2022. ↩
KAYNAKÇA
Mevzuat
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (m. 536, 537, 541, 547, 553, 643).
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (m. 303, 305).
Yargı Kararları
Yargıtay 11. HD, E. 2024/420, K. 2024/1109, T. 14.02.2024.
Ankara BAM 21. HD, E. 2022/1792, K. 2022/1654, T. 15.12.2022.
İstanbul BAM 12. HD, E. 2023/1864, K. 2023/1413, T. 22.09.2023.
İstanbul BAM 43. HD, E. 2021/2123, K. 2021/1523, T. 09.12.2021.
İstanbul BAM 43. HD, E. 2024/1376, K. 2024/1940, T. 27.12.2024.
İstanbul BAM 43. HD, E. 2024/1892, K. 2024/1990, T. 31.12.2024.
İstanbul BAM 43. HD, E. 2025/750, K. 2025/788, T. 10.06.2025.
İstanbul BAM 43. HD, E. 2026/422, K. 2026/1023, T. 15.05.2026.
İzmir BAM 11. HD, E. 2022/144, K. 2022/181, T. 28.01.2022.
İzmir BAM 11. HD, E. 2023/1189, K. 2023/1097, T. 18.07.2023.
İzmir BAM 11. HD, E. 2025/303, K. 2025/322, T. 25.02.2025.
İstanbul Anadolu 10. ATM, E. 2024/575, K. 2024/864, T. 18.12.2024.
Kısaltmalar
ATM: Asliye Ticaret Mahkemesi · BAM: Bölge Adliye Mahkemesi · E.: Esas · HD: Hukuk Dairesi · HMK: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu · K.: Karar · T.: Tarih · TTK: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu.