Öz
Sosyal Güvenlik Kurumu, yıllar sonra yaptığı bir inceleme sonucunda aylığın hiç bağlanmaması gerektiğini ya da eksik bağlanması gerekirken fazla ödendiğini tespit ederek aylık sahibinden yüklü miktarda bir iade talep edebilmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi bu iadenin kapsamını, yersiz ödemenin sigortalının kasıt veya kusurundan mı yoksa Kurumun hatalı işleminden mi kaynaklandığına göre farklı biçimde belirlemektedir. Bu yazıda Yargıtay ve Anayasa Mahkemesi kararları ışığında bu ayrımın ölçütleri, beş ve on yıllık geri alma dönemlerinin niteliği, tebliğden itibaren yirmi dört aylık faizsiz ödeme süresi, zamanaşımı, bayram ikramiyesi ve ek ödemeler, borçlunun başvurabileceği menfi tespit davası ile görevli mahkeme ve Kuruma başvuru şartı ele alınmaktadır.
Anahtar Kelimeler: yersiz ödeme, 5510 sayılı Kanun m. 96, Kurum hatası, yaşlılık aylığı, malullük aylığı, bayram ikramiyesi, menfi tespit davası, iş mahkemesi, mülkiyet hakkı.
Abstract
After an examination conducted years later, the Social Security Institution may determine that a pension should never have been granted or was overpaid and demand a substantial repayment. Article 96 of Law No. 5510 determines the scope of recovery differently depending on whether the undue payment resulted from the beneficiary’s intent or fault or from an erroneous act of the Institution. Drawing on decisions of the Court of Cassation and the Constitutional Court, this article examines the criteria for that distinction, the nature of the five- and ten-year recovery periods, the twenty-four-month interest-free period from notification, limitation, holiday bonuses and supplementary payments, the negative declaratory action available to the debtor, the competent court and the requirement of prior application to the Institution.
Keywords: Undue payment, Social Insurance Law Article 96, institutional error, old-age pension, disability pension, holiday bonus, negative declaratory action, labour court, right to property.
GİRİŞ
Yaşlılık veya malullük aylığı alan bir kişiye, Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yıllar sonra bir “borç bildirim belgesi” gönderilmesi ve aylıkların bir kısmının ya da tamamının yersiz ödendiği gerekçesiyle iadesinin istenmesi, uygulamada sık karşılaşılan bir durumdur. Bu borç; sigortalılık sürelerinin yeniden hesaplanması, hizmet kayıtlarının iptali, aylık başlangıç tarihinin değiştirilmesi ya da aylık alırken çalışmaya devam edilmesi gibi farklı sebeplerden doğabilir. Borcun ödenmemesi hâlinde Kurum, genel hükümlere göre icra takibi başlatabilmektedir.
Bu yazıda, yersiz ödemelerin geri alınmasına ilişkin 5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi, bu hükmün Yargıtay uygulaması ve Anayasa Mahkemesi’nin mülkiyet hakkı içtihadı ile borçlunun başvurabileceği yargısal yollar incelenmektedir.
I. 5510 SAYILI KANUN’UN 96. MADDESİ
A. İkili Ayrım
5510 sayılı Kanun m. 96/1, Kurumca fazla veya yersiz yapıldığı tespit edilen ödemelerin geri alınmasını iki ayrı rejime bağlamaktadır:
- Kasıt veya kusur (m. 96/1-a): Yersiz ödeme ilgilinin kasıtlı veya kusurlu davranışından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, ödemelerin yapıldığı tarihlerden itibaren işleyecek kanuni faiziyle birlikte geri alınır.
- Kurum hatası (m. 96/1-b): Yersiz ödeme Kurumun hatalı işleminden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı geri alınır. Bu tutar ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde ödenirse faiz uygulanmaz; yirmi dört aylık süre dolduktan sonra yapılacak ödemelerde ise kanuni faiz bu sürenin sonundan itibaren işler.
İlgilinin Kurumdan bir alacağı varsa yersiz ödeme bu alacaktan mahsup edilir; alacağı yoksa genel hükümlere göre geri alınır. Gelir ve aylıklardan kesinti yoluyla tahsilde ise kesinti oranı %25’tir.
B. Ayrımın Önemi
İki rejim arasındaki fark, borçlu bakımından son derece önemlidir. Kasıt veya kusur hâlinde geri alınacak dönem iki katına çıkar ve faiz her bir ödemenin yapıldığı tarihten itibaren işler; bu durumda faiz tutarı çoğu zaman anaparaya yaklaşabilir. Kurum hatası hâlinde ise yalnızca son beş yılın anaparası istenir ve borçlu, borcu yirmi dört ay içinde ödediği takdirde hiç faiz ödemez. Bu nedenle uyuşmazlıkların büyük bölümü, yersiz ödemenin hangi bende dayandığı sorusu etrafında şekillenmektedir.
II. KASIT VEYA KUSUR İLE KURUM HATASININ AYRILMASI
A. Sigortalının Kusuru Sayılan Hâller
Yargıtay, bildirim yükümlülüğünün sigortalıda olduğu durumlarda bu yükümlülüğün yerine getirilmemesini kusur olarak değerlendirmektedir. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, aylık alırken çalışmaya başladığını bildirme yükümlülüğünün sigortalıda olduğunu ve bu bildirimin yapılmaması hâlinde yersiz ödemenin m. 96/a’ya göre tahsiline ilişkin Kurum işleminde hata bulunmadığını belirtmiştir1. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi de aylık talebinde bulunurken başka bir sigortalılıktan doğan yaşlılık aylığını bildirmeyen sigortalı bakımından Kurum hatasından ve iyi niyetten söz edilemeyeceğini kabul etmiştir2.
B. Kurum Hatası Sayılan Hâller
Buna karşılık, Kurumun elindeki kayıt ve belgelerle tespit edebileceği bir durumu zamanında tespit etmemesi Kurum hatasıdır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, sigortalının kayıt ve belgeleri Kurumda bulunmasına rağmen aylığın ödenmeye devam edilmesini Kurum hatası olarak nitelendirmiştir3. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi de aylık bağlarken sigortalının yurt dışındaki sigortalılık durumunu araştırmayan Kurumun işlemini hatalı bulmuş ve uyuşmazlığın m. 96/1-b kapsamında çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır4. Aynı Kurum bünyesinde tespit imkânı varken bildirimin geç saptanması ve sehven mükerrer hizmet kaydı yapılması da m. 96/1-b kapsamında değerlendirilmiştir5.
C. Değerlendirme
Bu kararlardan çıkan ölçüt şudur: Yersiz ödemeye yol açan bilgi, sigortalının bildirmesi gereken ve Kurumun başka bir yoldan öğrenemeyeceği bir bilgiyse kusur sigortalıdadır. Buna karşılık bilgi Kurumun kendi kayıtlarında mevcutsa ya da Kurumun yapması gereken bir araştırmayla tespit edilebilecekse yersiz ödeme Kurum hatasından kaynaklanır.
III. GERİ ALMA DÖNEMİ, FAİZ VE ZAMANAŞIMI
A. Sürelerin Başlangıcı
Beş ve on yıllık dönemler, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru hesaplanır. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, on yıllık sürenin belirlenmesinde yersiz ödemenin tespit edildiği tarihin esas alınması gerektiğini vurgulamıştır6. Kurum hatası hâlinde ise beş yıllık sınır, yönetmelik hükümlerine değil doğrudan kanuna dayanır5. Mahkemenin, Kurumun talep ettiği dönemi aşacak şekilde geriye giderek hüküm kurması da mümkün değildir7.
B. Yirmi Dört Aylık Faizsiz Süre
Kurum hatası hâlinde borcun tebliğinden itibaren yirmi dört ay dolmadan faiz istenemez. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, borç bildiriminin tebliğinden itibaren yirmi dört ay dolmadan faiz istenemeyeceğine ve takip tarihi itibarıyla işlemiş faiz sorumluluğu doğmadığına ilişkin kararı onamış8; borcun ilk yirmi dört ay içinde ödenmesi koşuluyla faizsiz, aksi hâlde yirmi dördüncü ayın bitiminden itibaren faiziyle istenebileceğine ilişkin değerlendirmeyi de yerinde bulmuştur9.
Bununla birlikte yirmi dört aylık süre, Kurumun dava açmasını veya icra takibi başlatmasını engelleyen bir dava şartı değildir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, yirmi dört ay geçmeden takip başlatıldığı gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan reddedilmesini hatalı bulmuş; bu sürenin borcun ödenme şekli ve faiz uygulamasına ilişkin olduğunu belirterek m. 96’nın (a) ve (b) bentlerine göre inceleme yapılmasını istemiştir10. Dolayısıyla süre dolmadan başlatılan bir takipte borçlu, takibin tamamen iptalini değil, faizin istenemeyeceğini ileri sürebilir.
C. Zamanaşımı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, m. 96’daki beş ve on yıllık sürelerin zamanaşımı süresi olmadığını, bu sürelerin geri alınabilecek ödeme dönemlerini sınırlandırdığını belirtmiştir. Daire, zamanaşımı bakımından genel hükümlere işaret ederek sürenin Kurumun yetkili organının geri alma hakkını öğrendiği tarihten itibaren bir yıl ve her hâlde talep hakkının doğumundan itibaren on yıl olduğunu kabul etmiştir11. Öte yandan Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayanarak doğrudan bir yıllık zamanaşımı uygulamasını yerinde görmemiş ve öncelikle özel hüküm niteliğindeki m. 96’nın uygulanması gerektiğini vurgulamıştır12. İki yıllık zamanaşımı kabulü de aynı gerekçeyle hatalı bulunmuştur13.
Bu içtihat, zamanaşımı itirazının ancak m. 96’daki geri alma dönemleriyle birlikte ve onları tamamlayıcı biçimde değerlendirilebileceğini göstermektedir. Uygulamada zamanaşımı itirazı ileri sürülürken Kurumun yersiz ödemeyi ne zaman öğrendiği, iç yazışmalar ve denetim raporlarının tarihleri üzerinden ayrıca araştırılmalıdır.
D. Bayram İkramiyesi ve Diğer Ödemeler
m. 96, “bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler” ifadesini kullandığından, aylığa bağlı ek ödemeler ve bayram ikramiyeleri de aynı kurallara tabidir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, malullük aylığı ve bayram ikramiyesi ödemelerinin geri alınmasında m. 96/1-b uyarınca hatalı tespit tarihinden geriye dönük beş yıllık ödemenin esas alınmasını onamıştır14.
IV. ANAYASA MAHKEMESİ’NİN MÜLKİYET HAKKI İÇTİHADI
Anayasa Mahkemesi, yersiz ödenen aylıkların geri alınmasını mülkiyet hakkına müdahale olarak değerlendirmekte ve bu müdahalenin ölçülülüğünü denetlemektedir. Mahkeme, 96. maddenin yürürlük tarihi olan 01.10.2008 öncesindeki işlemlere geçmişe etkili uygulanamayacağını belirtmiş; yersiz ödemenin tespitinde beş yılı aşan bir süre geçmesini “oldukça uzun” bulmuştur. Mahkeme somut olayda idarenin de kusurunun bulunması, faizin hangi döneme ait olduğunun açıklığa kavuşturulmaması, tahsilatın başvurucunun sosyal ve ekonomik durumuna uygun bir ödeme planına bağlanmaması ve doğrudan hacze başlanması nedenleriyle müdahalenin ölçülü olmadığına ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir15.
Buna karşılık başvurucunun usulsüz hizmet süresinden haberdar olması gerektiği ve yalnızca anapara ile makul faizin istendiği bir olayda müdahale ölçülü bulunmuştur16. Başvurucuya hiçbir kusur atfedilemeyen bir intibak hatasında da geriye doğru yalnızca beş yıllık anaparanın faizsiz istenmesi ölçülü kabul edilmiş, ancak bu karara karşı oy yazılmıştır17.
Bu kararlar, borçlunun savunmasında Kanun’daki sınırların yanında ölçülülük ölçütlerinin de kullanılabileceğini göstermektedir: Kurumun yersiz ödemeyi tespit etmesinde geçen süre, borçlunun kusurunun bulunup bulunmadığı, faizin kapsamı ve borçlunun ekonomik durumuna uygun bir ödeme planı sunulup sunulmadığı, hem iş mahkemesindeki davada hem de olası bir bireysel başvuruda belirleyici olabilir.
V. BORÇLUNUN BAŞVURABİLECEĞİ YARGISAL YOLLAR
A. Görevli Mahkeme
5510 sayılı Kanun m. 101, Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceğini öngörmektedir. 7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu m. 5/1-b de idari para cezalarına itirazlar dışında Sosyal Güvenlik Kurumunun taraf olduğu sosyal güvenlik mevzuatından kaynaklanan uyuşmazlıkları iş mahkemelerinin görevine bırakmaktadır. Bu nedenle Kurum işleminin iptali, borçlu olunmadığının tespiti ve takibe itiraz üzerine açılan itirazın iptali davaları iş mahkemesinde görülür.
B. Kuruma Başvuru Şartı
7036 sayılı Kanun m. 4/1 uyarınca 5510 sayılı Kanun’dan kaynaklanan uyuşmazlıklarda, hizmet akdine tabi çalışmaların tespiti talepleri hariç olmak üzere, dava açılmadan önce Kuruma başvurulması zorunludur. Kurum altmış gün içinde cevap vermezse talep reddedilmiş sayılır ve başvuruda geçen süre zamanaşımı ile hak düşürücü sürelerin hesabında dikkate alınmaz. Bu nedenle borç bildirim belgesine karşı dava açmadan önce Kuruma yazılı itirazda bulunulması gerekir. Buna karşılık Yargıtay, özel usul ve sürelere tabi ödeme emrinin iptali davalarında Kuruma önceden başvuru şartının aranmayacağını kabul etmektedir18.
C. Menfi Tespit Davası
Kurum, yersiz ödemeyi genel hükümlere göre geri alacağından, borcun ödenmemesi hâlinde ilamsız icra takibine başvurabilmektedir. Borçlu, takibe süresinde itiraz edemediği ya da itiraz etmediği durumlarda, İİK m. 72 uyarınca takipten önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Yargıtay da borç bildirim belgesinin iptaline yönelik davaları Kurum işleminin iptali ve menfi tespit istemi olarak nitelendirmekte ve bu davalarda m. 96’nın uygulanması gerektiğini kabul etmektedir19. Davada borçlu, yersiz ödemenin Kurum hatasından kaynaklandığını, geri alma döneminin beş yılla sınırlı olduğunu ve yirmi dört aylık süre dolmadan faiz istenemeyeceğini ileri sürebilir.
İhtiyati tedbir bakımından davanın açıldığı zaman belirleyicidir. İİK m. 72/2 uyarınca icra takibinden önce açılan menfi tespit davasında mahkeme, alacağın yüzde on beşinden az olmamak üzere gösterilecek teminat karşılığında takibin durdurulmasına ihtiyati tedbir yoluyla karar verebilir. Takipten sonra açılan davada ise takibin durdurulmasına karar verilemez; borçlu ancak aynı oranda teminat göstererek icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir (İİK m. 72/3). Bu nedenle borç bildirim belgesinin tebliğinden sonra, takip başlatılmadan önce harekete geçmek borçlu bakımından önemli bir avantaj sağlar. Kurum işleminin iptali istemiyle açılan davalarda da yersiz ödemenin iadesinin dava sonuçlanıncaya kadar ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verildiği görülmektedir20.
Tablo 1. 5510 sayılı Kanun m. 96’daki iki rejimin karşılaştırılması
| Ölçüt | Kasıt veya kusur (m. 96/1-a) | Kurum hatası (m. 96/1-b) |
|---|---|---|
| Geri alınacak dönem | Tespit tarihinden geriye en fazla 10 yıl | Tespit tarihinden geriye en fazla 5 yıl |
| Faizin başlangıcı | Her ödemenin yapıldığı tarih | Tebliğden itibaren 24 ayın sonu; 24 ay içinde ödenirse faiz yok |
| Tipik örnek | Aylık alırken çalışmaya başlamayı veya başka aylığı bildirmeme | Kurumdaki kayıtlara rağmen ödemeye devam edilmesi; yapılması gereken araştırmanın yapılmaması |
| Kesinti oranı | Aylıktan kesinti yoluyla tahsilde %25 | |
SONUÇ
5510 sayılı Kanun’un 96. maddesi, yersiz ödemelerin geri alınmasında sigortalının kasıt veya kusuru ile Kurum hatası arasında açık bir ayrım yapmaktadır. Yersiz ödemeye yol açan bilgi Kurumun kayıtlarında mevcutsa ya da Kurumca yapılması gereken bir araştırmayla tespit edilebilecekse Kurum hatası söz konusudur; bu durumda yalnızca son beş yılın anaparası istenebilir ve borç tebliğden itibaren yirmi dört ay içinde ödenirse faiz uygulanmaz. Beş ve on yıllık süreler zamanaşımı değil, geri alma dönemleridir; zamanaşımı itirazı ise ancak bu özel düzenleme çerçevesinde değerlendirilebilir.
Borçlu, borç bildirim belgesine karşı önce Kuruma başvurmalı, sonuç alamazsa iş mahkemesinde dava açmalıdır. İcra takibi başlatılmışsa İİK m. 72 uyarınca menfi tespit davası ve ihtiyati tedbir yoluna başvurulabilir. Anayasa Mahkemesi’nin ölçülülük içtihadı ise özellikle Kurumun tespitinde uzun süre geçtiği, borçlunun kusurunun bulunmadığı ve ödeme planı sunulmadan doğrudan hacze gidildiği durumlarda borçlu lehine önemli bir dayanak sağlamaktadır.
DİPNOTLAR
- Yargıtay 21. HD, E. 2017/3838, K. 2018/8675, T. 26.11.2018. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2014/9900, K. 2015/668, T. 19.01.2015. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2021/9911, K. 2022/3356, T. 10.03.2022. ↩
- Yargıtay 21. HD, E. 2014/26166, K. 2015/15932, T. 08.09.2015. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2023/14356, K. 2024/438, T. 23.01.2024; Yargıtay 10. HD, E. 2023/8912, K. 2023/10828, T. 06.11.2023. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2022/2432, K. 2023/1207, T. 15.02.2023. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2023/6044, K. 2024/5576, T. 20.05.2024. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2024/430, K. 2024/5424, T. 16.05.2024. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2023/14105, K. 2024/783, T. 06.02.2024; ayrıca bkz. Yargıtay 10. HD, E. 2020/8038, K. 2021/9605, T. 05.07.2021. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2019/2817, K. 2020/2165, T. 10.03.2020. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2014/9900, K. 2015/668, T. 19.01.2015; Yargıtay 10. HD, E. 2015/1552, K. 2016/9105, T. 02.06.2016. ↩
- Yargıtay 21. HD, E. 2016/5295, K. 2017/8140, T. 23.10.2017. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2023/1340, K. 2023/1811, T. 01.03.2023. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2025/1106, K. 2025/8561, T. 21.05.2025. ↩
- AYM, B. No: 2020/22495, T. 15.06.2021. ↩
- AYM, B. No: 2013/679, T. 20.04.2016. ↩
- AYM, B. No: 2016/4384, T. 12.12.2019. ↩
- Yargıtay 21. HD, E. 2018/6402, K. 2019/3181, T. 29.04.2019; Yargıtay 10. HD, E. 2024/7242, K. 2024/11359, T. 20.11.2024. ↩
- Yargıtay 10. HD, E. 2013/5591, K. 2013/6564, T. 02.04.2013; Yargıtay 10. HD, E. 2015/6097, K. 2017/6342, T. 03.10.2017. ↩
- Yargıtay 21. HD, E. 2015/15197, K. 2015/21315, T. 30.11.2015. ↩
KAYNAKÇA
Mevzuat
5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (m. 96, 101).
7036 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu (m. 4, 5).
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (m. 72).
Yargı Kararları
Yargıtay 10. HD, E. 2013/5591, K. 2013/6564, T. 02.04.2013.
Yargıtay 10. HD, E. 2014/9900, K. 2015/668, T. 19.01.2015.
Yargıtay 10. HD, E. 2015/1552, K. 2016/9105, T. 02.06.2016.
Yargıtay 10. HD, E. 2015/6097, K. 2017/6342, T. 03.10.2017.
Yargıtay 10. HD, E. 2019/2817, K. 2020/2165, T. 10.03.2020.
Yargıtay 10. HD, E. 2020/8038, K. 2021/9605, T. 05.07.2021.
Yargıtay 10. HD, E. 2021/9911, K. 2022/3356, T. 10.03.2022.
Yargıtay 10. HD, E. 2022/2432, K. 2023/1207, T. 15.02.2023.
Yargıtay 10. HD, E. 2023/1340, K. 2023/1811, T. 01.03.2023.
Yargıtay 10. HD, E. 2023/8912, K. 2023/10828, T. 06.11.2023.
Yargıtay 10. HD, E. 2023/14356, K. 2024/438, T. 23.01.2024.
Yargıtay 10. HD, E. 2023/14105, K. 2024/783, T. 06.02.2024.
Yargıtay 10. HD, E. 2024/430, K. 2024/5424, T. 16.05.2024.
Yargıtay 10. HD, E. 2023/6044, K. 2024/5576, T. 20.05.2024.
Yargıtay 10. HD, E. 2024/7242, K. 2024/11359, T. 20.11.2024.
Yargıtay 10. HD, E. 2025/1106, K. 2025/8561, T. 21.05.2025.
Yargıtay 21. HD, E. 2014/26166, K. 2015/15932, T. 08.09.2015.
Yargıtay 21. HD, E. 2015/15197, K. 2015/21315, T. 30.11.2015.
Yargıtay 21. HD, E. 2016/5295, K. 2017/8140, T. 23.10.2017.
Yargıtay 21. HD, E. 2017/3838, K. 2018/8675, T. 26.11.2018.
Yargıtay 21. HD, E. 2018/6402, K. 2019/3181, T. 29.04.2019.
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2013/679, T. 20.04.2016.
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2016/4384, T. 12.12.2019.
Anayasa Mahkemesi, B. No: 2020/22495, T. 15.06.2021.
Kısaltmalar
AYM: Anayasa Mahkemesi · E.: Esas · HD: Hukuk Dairesi · İİK: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu · K.: Karar · SGK: Sosyal Güvenlik Kurumu · T.: Tarih.