Öz
Ödeme emri tebliğ edildiği sırada yurt dışında bulunan borçlu, yedi günlük itiraz süresini çoğu zaman haberi bile olmadan kaçırır. İcra ve İflas Kanunu’nun 65. maddesindeki gecikmiş itiraz kurumu bu borçlu için bir çıkış yoludur; ancak kurumun işletilebilmesi, tebligatın usulüne uygun olmasına, mazeretin yazılı delillerle ispatına ve engelin kalktığı günden itibaren üç gün içinde başvurulmasına bağlıdır. Bu yazıda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ile Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2013–2025 yılları arasındaki kararları ışığında; yurt dışında bulunmanın mazeret niteliği, gerçek ve tüzel kişiler arasındaki ayrım, üç günlük sürenin yurda giriş tarihinden başlaması, borçlunun yurda dönmeden vekil aracılığıyla başvurmasının doğurduğu tartışma ve gecikmiş itirazın usulsüz tebligat şikâyetinden ayrılması incelenmektedir. Yazı, muhtara bırakılan tebligatta ihbarnamenin kapıya yapıştırılmamasının sonuçlarını ve yurt dışında bilinen bir adres varken yurt içi adrese tebligat yapılmasını da ele alarak uygulamaya yönelik öneriler sunmaktadır.
Anahtar Kelimeler: Gecikmiş itiraz, İİK m. 65, yurt dışında bulunma, mazeret, usulsüz tebligat, Tebligat Kanunu m. 21, Tebligat Kanunu m. 32.
Abstract
A debtor who is abroad when a payment order is served frequently misses the seven-day objection period without even being aware of it. The delayed objection under Article 65 of the Turkish Enforcement and Bankruptcy Law offers a remedy, but only where service was lawful, the excuse is proven by written evidence and the application is filed within three days after the obstacle ceases. Drawing on decisions of the Assembly of Civil Chambers and the 12th Civil Chamber of the Court of Cassation rendered between 2013 and 2025, this article examines whether presence abroad constitutes an excuse, the distinction between natural and legal persons, the start of the three-day period upon re-entry into Turkey, the controversy over applications filed through counsel while the debtor remains abroad, and the boundary between a delayed objection and a complaint of defective service. It also addresses notices not affixed to the door in service through the neighbourhood headman and service at a domestic address despite a known foreign address, and closes with practical recommendations.
Keywords: Delayed objection, Article 65, debtor abroad, excuse, defective service, Notification Law Article 21, Notification Law Article 32.
GİRİŞ
Yurt dışında çalışan, eğitim gören ya da uzun süreli seyahatte bulunan bir kişinin Türkiye’deki adres kayıt sistemi adresine ödeme emri tebliğ edildiğinde, tebligat çoğunlukla muhtara bırakılır ve borçlu bundan ancak haftalar, hatta aylar sonra haberdar olur. Bu tarihte İİK m. 62’deki yedi günlük itiraz süresi çoktan dolmuş, takip kesinleşmiş ve haciz aşamasına geçilmiş olabilir. Böyle bir durumda borçlunun önünde, birbirine sıkça karıştırılan iki yol bulunmaktadır: Tebligatın usulsüz olduğu iddiasıyla İİK m. 16 uyarınca şikâyet ve tebligat usulüne uygun olmakla birlikte borçlunun kusuru olmaksızın itiraz edemediği iddiasıyla İİK m. 65 uyarınca gecikmiş itiraz.
Bu yazı, yurt dışında bulunan borçlu bakımından gecikmiş itirazın koşullarını, sürenin başlangıcını ve usulsüz tebligat şikâyetiyle ilişkisini Yargıtay içtihadı ışığında ele almaktadır. Değerlendirmeler, ilgili kanun hükümlerinin güncel konsolide metinleri ile 2013–2025 yılları arasında verilmiş Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 12. Hukuk Dairesi kararlarına dayanmaktadır. Taranan karar havuzunda doğrudan karşılığı bulunmayan meseleler ayrıca belirtilmiş ve bu noktalarda yazarın görüşü açıkça ifade edilmiştir.
I. GECİKMİŞ İTİRAZIN HUKUKİ ÇERÇEVESİ
A. Kanuni Düzenleme
İİK m. 65/1 uyarınca borçlu, kusuru olmaksızın bir mani sebebiyle süresi içinde itiraz edememiş ise paraya çevirme işlemi bitinceye kadar itiraz edebilir. Maddenin ikinci fıkrası borçluya iki yükümlülük yükler: Borçlu, maninin kalktığı günden itibaren üç gün içinde mazeretini gösterir delillerle birlikte itirazını, sebeplerini ve dayanaklarını bildirmeli ve duruşmaya ilişkin harç ve masrafları ödemelidir. Uygulamada bu başvurunun icra mahkemesine yapılacağı kabul edilmektedir1.
İcra mahkemesi incelemesini kural olarak evrak üzerinde yapar; gerekirse tarafları davet ederek mazeretin kabule değer olup olmadığına karar verir. Gecikme sebebinin niteliğine ve olayın özelliklerine göre takibin geçici olarak durdurulmasına da karar verebilir. Mazeret kabul edilirse icra takibi durur; alacaklı aynı celsede itirazın kaldırılmasını sözlü olarak isteyebilir. Borçlunun mallarına daha önce haciz konulmuşsa, mazeretin kabulüne ilişkin kararın tefhim veya tebliğinden itibaren yedi gün içinde alacaklı itirazın kaldırılmasını ya da İİK m. 67 uyarınca itirazın iptalini istemezse haciz kalkar (İİK m. 65/3–5). Son hüküm, borçlu bakımından gecikmiş itirazın yalnızca takibi durdurmakla kalmayıp mevcut hacizlerin de kalkmasıyla sonuçlanabileceğini göstermesi bakımından uygulamada önemlidir.
B. Ön Koşul: Usulüne Uygun Tebligat
Gecikmiş itiraz, geçerli bir tebligatla işlemeye başlamış bir itiraz süresinin kaçırılmasını telafi eden bir kurumdur. Bu nedenle kurumun ön koşulu, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmiş olmasıdır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu ayrımı açıkça ortaya koymuş; ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği hâllerde, örneğin borçlunun komşusuna tebliğ edildiğinde, borçlunun gecikmiş itiraz yoluna gitmesine gerek olmadığını belirtmiştir2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de gecikmiş itirazın ön koşulunun usulüne uygun tebligat olduğunu istikrarlı biçimde vurgulamaktadır3. Dolayısıyla bir başvuruyu değerlendirirken ilk sorulacak soru, mazeretin varlığı değil, tebligatın geçerli olup olmadığıdır.
II. YURT DIŞINDA BULUNMANIN MAZERET NİTELİĞİ
A. Gerçek Kişi Borçlular
Yargıtay, ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte borçlunun yurt dışında bulunmasını İİK m. 65 anlamında bir engel olarak kabul etmektedir. Hukuk Genel Kurulu, yurt içindeki adres kayıt sistemi adresine Tebligat Kanunu m. 21/2 uyarınca yapılan tebliğ tarihinde yurt dışında bulunan borçlunun, yurda girişinden itibaren üç gün içinde yaptığı gecikmiş itirazın esastan incelenmesi gerektiğine hükmetmiştir2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de tebliğ tarihinde yurt dışında bulunmanın mazeret sayılacağını4, borçlunun işi nedeniyle yurt dışında bulunmasının kusuru olmaksızın itiraz edememesine yol açan haklı bir mazeret olduğunu kabul etmiştir5.
Dikkat çekici olan, alacaklının “borçlu yurt dışındayken de vekil tayin ederek süreci takip edebilirdi” itirazının, borçlunun tebligattan haberdar olmadığı hâllerde kabul görmemesidir. Nitekim Daire, alacaklının bu yöndeki savunmasına rağmen, ülkeye giriş tarihine göre süresinde yapılan gecikmiş itirazın kabulüne ilişkin kararı onamıştır4. Bu yaklaşım yerindedir: Vekil tayin etme imkânı, ancak tebligattan haberdar olan bir borçlu için anlam taşır.
B. Tüzel Kişi Borçlular
Tüzel kişiler bakımından farklı bir kural benimsenmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tüzel kişinin temsilcisinin veya vekilinin yurt dışında bulunmasının İİK m. 65/1 anlamında geçerli bir mazeret oluşturmayacağını açıkça belirtmiştir6. Bu sonuç, tüzel kişiye tebligatın yetkili temsilcilerden yalnız birine ya da iş yerinde bulunan memur veya müstahdemlere yapılabilmesiyle (TK m. 12, 13) ve tüzel kişilerin elektronik tebligat yükümlülüğüyle (TK m. 7/a) uyumludur. Tüzel kişinin örgütlenmesini, temsilcinin yokluğunda da tebligatı takip edecek biçimde kurması beklenir; temsilcinin seyahati, tüzel kişinin kendi kusuru alanında kalır.
C. Mazeretin İspatı
İİK m. 65/2, mazeretin “gösterir delillerle birlikte” bildirilmesini aramaktadır. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi bu hükmü dar yorumlamakta; mazeretin yazılı ve somut delillerle ispatlanması gerektiğini, tanık beyanlarına dayanılarak mazeretin kabulünün doğru olmadığını belirtmektedir7. Yurt dışında bulunma bakımından en güçlü delil, Emniyet Genel Müdürlüğünden alınan yurda giriş-çıkış kayıtlarıdır. Konsolosluk yazısı gibi resmî belgeler de bu amaçla kullanılabilir8.
Bu noktada içtihat, borçlunun ispat yükünü mahkemenin araştırma yükümlülüğüyle dengelemektedir. Daire, şeklen usulüne uygun bir tebligatta borçlunun yurda giriş-çıkış kayıtları getirtilmeden ve mazeretin sona ermesinden sonra üç gün içinde başvurulup başvurulmadığı araştırılmadan talebin süreden reddedilmesini isabetsiz bulmuştur9. Benzer şekilde, öğrenme tarihi itibarıyla bir mani hâlinin bulunup bulunmadığının giriş ve çıkış tarihleri ilgili makamlardan sorularak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır10. Bununla birlikte borçlunun, kayıtların getirtilmesini beklemeden giriş-çıkış belgesini başvurusuna eklemesi, hem m. 65/2’deki şartı yerine getirmenin hem de sürecin hızlanmasının en güvenli yoludur.
III. ÜÇ GÜNLÜK SÜRENİN BAŞLANGICI
İİK m. 65/2’deki üç günlük süre, “maninin kalktığı günden” itibaren işler. Yurt dışında bulunma hâlinde mani, kural olarak borçlunun yurda giriş yaptığı tarihte sona erer. Hukuk Genel Kurulu, yurda giriş tarihinden itibaren üç gün içinde yapılan başvuruyu süresinde kabul ederek süreden ret yönündeki direnme kararını bozmuştur2. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de çok sayıda kararında yurda giriş tarihini sürenin başlangıcı olarak esas almıştır11.
Bu kuralın üç önemli sonucu vardır. İlk olarak, süre borçlunun ödeme emrini öğrendiği tarihten değil, yurda girişle engelin kalktığı tarihten başlar12. İkinci olarak, üç günlük sürenin hesabında resmî tatiller gözetilir; Daire, resmî tatil günleri dikkate alınarak üç gün içinde yapılan başvurunun süre aşımı nedeniyle reddini isabetsiz bulmuştur13. Üçüncü olarak, süre geçtikten sonra yapılan bir başvuru esastan değil süreden reddedilmelidir5. Bunlara ek olarak İİK m. 65/1’deki üst sınır da unutulmamalıdır: Mani ne zaman kalkarsa kalksın, gecikmiş itiraz ancak paraya çevirme işlemi bitinceye kadar yapılabilir.
IV. BORÇLUNUN YURDA DÖNMEDEN VEKİL ARACILIĞIYLA BAŞVURMASI
Uygulamada en tartışmalı durum, tebligattan yurt dışındayken haberdar olan borçlunun Türkiye’ye dönmeden bir avukat aracılığıyla icra mahkemesine başvurmasıdır. Bu durumda maninin hâlâ devam edip etmediği, dolayısıyla gecikmiş itiraz koşullarının bulunup bulunmadığı sorusu ortaya çıkar.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2023 tarihli bir kararında, tebliğden önce yurt dışına çıkan ve başvuru tarihinde de henüz dönmemiş olan borçlunun başvurusunu süresinde kabul eden bölge adliye mahkemesi kararı onanmıştır14. Dairenin 2024 tarihli bir başka kararında da çoğunluk aynı doğrultuda bölge adliye mahkemesi kararını onamıştır. Ancak bu karara katılmayan üye, karşı oy yazısında güçlü bir itiraz geliştirmiştir: Borçlu yurt dışındayken vekili aracılığıyla icra mahkemesine başvurabildiğine göre, yurt dışında bulunma onun süresinde itiraz etmesine engel değildir; borçlu, usulüne uygun ödeme emri tebligatından itibaren yedi günlük süre içinde icra dairesine de vekili aracılığıyla itiraz edebilecekken bunu yapmamıştır. Karşı oyda ayrıca Dairenin istikrarlı kararlarının, borçlunun yurda girişinden itibaren üç gün içinde gecikmiş itirazda bulunmasına imkân tanıdığı hatırlatılmıştır15.
İki görüş arasındaki fark, “mani” kavramının nasıl anlaşılacağına ilişkindir. Çoğunluk görüşü, borçlunun tebliğ tarihinde yurt dışında bulunmasını ve yurda dönmemiş olmasını İİK m. 65 anlamında bir engel olarak değerlendirmekte; bu yaklaşım, Daire’nin yurda giriş tarihini esas alan istikrarlı uygulamasıyla da uyumludur. Karşı oy ise vekil aracılığıyla başvuru yapılabildiği anda engelin sona erdiğini kabul etmektedir. Bu ikinci görüşün uygulanması, sürenin başlangıcını borçlunun haberdar olduğu tarih gibi ispatı güç anlara bağlayacağından uygulamada belirsizlik yaratabilir. Güncel içtihatta belirleyici olan ise çoğunluk görüşüdür.
Taranan karar havuzunda, yurt dışında vekâlet verilmesinin sürenin başlangıcına etkisini doğrudan inceleyen bir karara rastlanmamıştır. Uygulamada temkinli bir yol olarak, borçlunun ödeme emrinden haberdar olduğu tarihi ve yurda giriş-çıkış kayıtlarını belgeleyerek başvuruyu gecikmeksizin yapması önerilir. Yedi günlük olağan itiraz süresi henüz dolmamışsa, itirazın doğrudan icra dairesine yapılması da ayrıca değerlendirilmelidir.
V. USULSÜZ TEBLİGAT ŞİKÂYETİ İLE GECİKMİŞ İTİRAZIN İLİŞKİSİ
A. Hukuki Nitelik ve Süreler
Usulsüz tebligat iddiası, icra dairesinin bir işlemine karşı yöneltilen bir şikâyettir ve İİK m. 16/1 uyarınca işlemin öğrenildiği tarihten itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine yapılmalıdır16. Tebligat usulsüz ise TK m. 32 devreye girer: Usule aykırı tebligat, muhatap tebliğe muttali olmuşsa geçerli sayılır ve muhatabın beyan ettiği tarih tebliğ tarihi kabul edilir. İcra mahkemesi bu durumda tebliğ tarihini öğrenme tarihine göre düzeltir17. Düzeltilen tarihe göre itiraz süresi yeniden işlemeye başladığından, borçlunun ayrıca bir mazeret ileri sürmesine gerek kalmaz.
Gecikmiş itirazda ise tebligat geçerlidir; borçlu, geçerli olarak işlemiş bir süreyi mazeret nedeniyle kaçırdığını ileri sürer. Bu nedenle iki kurum arasındaki temel fark şudur: Şikâyette “tebligat yok hükmündedir”, gecikmiş itirazda ise “tebligat geçerlidir ama itiraz edemedim” denilmektedir. Borçlu dilekçesinde tebligatın usulsüzlüğüne ilişkin bir iddiada bulunmamışsa, mahkeme TK m. 32’yi uygulayarak tebliğ tarihini kendiliğinden düzeltemez; inceleme gecikmiş itirazın koşullarıyla sınırlı kalır18.
B. Birlikte ve Kademeli Başvuru
Borçlu, tebligatın usulsüz olduğunu, bu kabul edilmezse gecikmiş itirazının incelenmesini kademeli olarak isteyebilir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, iki talebin birlikte ileri sürüldüğü bir olayda mahkemenin yalnızca şikâyeti değerlendirmekle yetinemeyeceğini, gecikmiş itirazın koşullarının bulunup bulunmadığını da inceleyerek olumlu ya da olumsuz bir karar vermesi gerektiğini belirtmiştir16. Dairenin bir başka kararında ise usulsüz tebligat şikâyeti ile terditli olarak gecikmiş itiraz talebinde bulunan borçlunun başvurusu, tebligattan bir yakınının muhtarlığa gitmesiyle haberdar olduğu tarih esas alınarak değerlendirilmiştir19. Yurt dışındaki borçlu bakımından bu kademeli başvuru, en az riskli yöntemdir: Şikâyet reddedilse bile gecikmiş itiraz incelenir.
C. Nitelendirme Hâkime Aittir
Başvurunun adı, hukuki niteliğini belirlemez. Borçlu dilekçesinde “gecikmiş itiraz” ifadesini kullanmış olsa bile tebligat usulsüz ise talep şikâyet olarak nitelendirilmelidir. Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, tebligat mazbatasında TK m. 21/2 şerhi bulunmadığı için tebligatı usulsüz saymış, başvuruyu gecikmiş itiraz değil şikâyet olarak kabul etmiş ve şikâyetin kabulüyle tebliğ tarihinin düzeltilmesi gerektiğine hükmetmiştir20.
VI. YURT DIŞINDAKİ BORÇLU BAKIMINDAN USULSÜZLÜK HÂLLERİ
A. Yurt Dışında Bilinen Bir Adres Varken Yurt İçine Tebligat
TK m. 10/1 uyarınca tebligat, muhatabın bilinen en son adresinde yapılır. Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresi ise ancak bilinen en son adresin tebligata elverişli olmaması veya bu adreste tebligat yapılamaması hâlinde bilinen en son adres kabul edilir (TK m. 10/2). Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, borçlunun yurt dışındaki bilinen son adresinin nüfus kayıtlarıyla sabit olduğu bir olayda, bu adres gözetilmeden yurt içindeki eski iş yeri adresine yapılan tebligatı usulsüz kabul etmiş ve kişiye önce bilinen son adresi esas alınarak tebligat yapılmasının zorunlu olduğunu vurgulayarak tebliğ tarihinin öğrenme tarihine göre düzeltilmesine hükmetmiştir21. Yurt dışındaki Türk vatandaşına tebligatın Büyükelçilik veya Konsolosluk aracılığıyla da yapılabileceği (TK m. 25/a) dikkate alındığında, yurt dışı adresi bilinen bir borçluya bu yol denenmeden yurt içi adrese tebligat yapılması, şikâyet bakımından güçlü bir dayanak oluşturur.
Bununla birlikte, adres kayıt sistemindeki adrese TK m. 21/2 uyarınca doğrudan tebligat çıkarılabileceği de unutulmamalıdır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu, bilinen en son adrese çıkarılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki adresin farklı olması hâlinde, bu adrese önce normal bir tebligat çıkarılmasına gerek olmaksızın doğrudan TK m. 21/2’ye göre tebligat yapılabileceğine karar vermiştir22. Bu nedenle yurt dışı adresinin dosyada ya da resmî kayıtlarda “bilinen” bir adres olduğunun gösterilmesi, usulsüzlük iddiasının başarısı için belirleyicidir.
B. Muhtara Teslim ve İhbarnamenin Kapıya Yapıştırılması
TK m. 21/2 uyarınca adres kayıt sistemindeki adreste muhatap bulunamazsa tebliğ memuru evrakı muhtara teslim eder ve teslim alanın adresini içeren ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. Kanun, ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihi tebliğ tarihi saymaktadır. Bu düzenleme karşısında ihbarnamenin kapıya yapıştırılması, tebligatın geçerliliği ve tebliğ tarihinin belirlenmesi bakımından kurucu bir unsurdur.
Yargıtay’ın farklı dairelerince verilen kararlarda, tebligatın muhtara bırakıldığı ancak ihbarnamenin kapıya yapıştırılmadığı ya da mazbatada buna ilişkin şerhin bulunmadığı hâllerde geçerli bir tebligattan söz edilemeyeceği kabul edilmektedir23. Kanunun tebliğ tarihini ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarihe bağlaması karşısında, bu işlemin hiç ya da usulüne uygun biçimde yapılmaması tebligatı usulsüz kılar. Ancak mazbatada ihbarnamenin kapıya yapıştırıldığına ilişkin bir şerh yer alıyorsa, resmî belge niteliğindeki mazbatanın aksinin ispatı güçleşir; bu durumda iddianın destekleyici delillerle ileri sürülmesi önem taşır. Usulsüzlük kabul edilmezse, kademeli olarak ileri sürülen gecikmiş itiraz talebi borçlu için ikinci bir güvence işlevi görecektir.
Tablo 1. Yurt dışında bulunan borçlunun gecikmiş itirazına ilişkin başlıca kararlar
| Mahkeme / Künye | Benimsenen ilke | Sonuç |
|---|---|---|
| Yargıtay HGK, E. 2021/412, K. 2023/271, T. 29.03.2023 | Usulüne uygun tebligatta yurt dışında bulunma engeldir; üç günlük süre yurda girişle başlar. Tebligat usulsüzse gecikmiş itiraza gerek yoktur. | Bozma |
| Yargıtay 12. HD, E. 2022/9664, K. 2023/2645, T. 13.04.2023 | Tebliğ tarihinde yurt dışında bulunma mazerettir; yurda dönüşten itibaren üç gün içinde yapılan başvuru süresindedir. | Onama |
| Yargıtay 12. HD, E. 2022/10584, K. 2023/3129, T. 08.05.2023 | Başvuru tarihinde henüz yurda dönmemiş borçlunun başvurusunu süresinde kabul eden karar onanmıştır. | Onama |
| Yargıtay 12. HD, E. 2024/15, K. 2024/5088, T. 21.05.2024 | Çoğunluk onamıştır; karşı oyda, yurt dışından vekil aracılığıyla başvuran borçlu için yurt dışında bulunmanın engel sayılamayacağı savunulmuştur. | Onama (karşı oylu) |
| Yargıtay 12. HD, E. 2024/2339, K. 2024/4218, T. 02.05.2024 | Yurda girişten itibaren resmî tatiller gözetilerek üç gün içinde yapılan başvuru süresindedir. | Bozma |
| Yargıtay 12. HD, E. 2019/14252, K. 2020/6527, T. 07.07.2020 | Tüzel kişinin temsilci veya vekilinin yurt dışında olması geçerli mazeret değildir. | Bozma |
| Yargıtay 12. HD, E. 2016/18428, K. 2017/10516, T. 12.09.2017 | Usulsüzlük ileri sürülmemişse TK m. 32 uygulanamaz; süre yurda dönüş tarihinde başlar. | Bozma |
| Yargıtay 12. HD, E. 2016/16491, K. 2017/8437, T. 30.05.2017 | Usulsüz tebligat şikâyeti öğrenmeden itibaren yedi güne tabidir; birlikte ileri sürülen gecikmiş itiraz da incelenmelidir. | Bozma |
| Yargıtay 12. HD, E. 2014/28984, K. 2015/4175, T. 26.02.2015 | Yurda giriş-çıkış kayıtları getirtilmeden süreden ret kararı verilemez. | Bozma |
| Yargıtay 12. HD, E. 2014/28375, K. 2015/2093, T. 28.01.2015 | Mazeret tanık beyanıyla değil, yazılı ve somut delillerle ispatlanmalıdır. | Bozma |
| Yargıtay 12. HD, E. 2024/24, K. 2024/6492, T. 25.06.2024 | Yurt dışındaki bilinen son adres gözetilmeden yurt içi eski adrese yapılan tebligat usulsüzdür. | Bozma |
SONUÇ VE UYGULAMAYA YÖNELİK ÖNERİLER
Yurt dışında bulunan borçlu bakımından Yargıtay içtihadı, borçlu lehine açık bir koruma sağlamaktadır: Usulüne uygun bir tebligatın yapıldığı tarihte yurt dışında bulunan gerçek kişi borçlu, yurda girişinden itibaren üç gün içinde gecikmiş itirazda bulunabilir ve bu süre, paraya çevirme işlemi bitinceye kadar kullanılabilir. Tüzel kişiler ise temsilcilerinin yurt dışında bulunmasına dayanamaz. Mazeret, yurda giriş-çıkış kayıtları gibi yazılı ve resmî delillerle ispatlanmalıdır; mahkeme de bu kayıtları araştırmadan süreden ret kararı veremez.
Çözüme kavuşmamış başlıca mesele, yurt dışında haberdar olup vekil aracılığıyla başvuran borçlunun durumudur. Dairenin çoğunluk görüşü bu başvuruları süresinde kabul etmektedir; karşı oyda ise farklı bir yaklaşım savunulmuştur. Bu belirsizlik ve usulsüz tebligat ile gecikmiş itiraz arasındaki ince ayrım karşısında uygulamada şu adımlar önerilir:
- Önce tebligat mazbatası incelenmeli; adres, muhtara teslim, ihbarnamenin kapıya yapıştırılması ve komşuya haber verme şerhleri ile yurt dışındaki bilinen adres yönünden usulsüzlük bulunup bulunmadığı tespit edilmelidir.
- Usulsüzlük iddiası varsa, öğrenme tarihinden itibaren yedi gün içinde İİK m. 16 uyarınca şikâyet yoluna gidilmeli ve tebliğ tarihinin TK m. 32 uyarınca düzeltilmesi istenmelidir.
- Şikâyetle birlikte, kademeli olarak İİK m. 65 uyarınca gecikmiş itiraz talebi de ileri sürülmeli; harç ve masraflar başvuruyla birlikte yatırılmalıdır.
- Yurda giriş-çıkış kayıtları ve varsa yurt dışında bulunmayı gösteren diğer resmî belgeler başvuru dilekçesine eklenmelidir.
- Öğrenme tarihi ve yurda giriş-çıkış tarihleri belgelenerek başvuru gecikmeksizin yapılmalı; olağan itiraz süresi dolmamışsa icra dairesine itiraz da ayrıca değerlendirilmelidir.
DİPNOTLAR
- İİK m. 65/1-2; Yargıtay HGK, E. 2021/412, K. 2023/271, T. 29.03.2023; Yargıtay 12. HD, E. 2016/18428, K. 2017/10516, T. 12.09.2017. ↩
- Yargıtay HGK, E. 2021/412, K. 2023/271, T. 29.03.2023. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2020/2879, K. 2020/10770, T. 15.12.2020; Yargıtay 12. HD, E. 2014/28375, K. 2015/2093, T. 28.01.2015. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2022/9664, K. 2023/2645, T. 13.04.2023. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2015/23528, K. 2015/29775, T. 30.11.2015. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2019/14252, K. 2020/6527, T. 07.07.2020. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2014/28375, K. 2015/2093, T. 28.01.2015. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2013/31644, K. 2013/38439, T. 03.12.2013. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2014/28984, K. 2015/4175, T. 26.02.2015. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2015/8791, K. 2015/19120, T. 06.07.2015. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2020/2879, K. 2020/10770, T. 15.12.2020; Yargıtay 12. HD, E. 2016/18428, K. 2017/10516, T. 12.09.2017; Yargıtay 12. HD, E. 2016/3813, K. 2016/19171, T. 20.09.2016; Yargıtay 12. HD, E. 2024/2339, K. 2024/4218, T. 02.05.2024. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2020/2879, K. 2020/10770, T. 15.12.2020. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2024/2339, K. 2024/4218, T. 02.05.2024. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2022/10584, K. 2023/3129, T. 08.05.2023. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2024/15, K. 2024/5088, T. 21.05.2024 (karşı oy). ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2016/16491, K. 2017/8437, T. 30.05.2017. ↩
- TK m. 32; Yargıtay 12. HD, E. 2015/11954, K. 2015/24540, T. 15.10.2015; Yargıtay 12. HD, E. 2014/28984, K. 2015/4175, T. 26.02.2015. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2016/18428, K. 2017/10516, T. 12.09.2017. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2022/935, K. 2022/7588, T. 21.06.2022. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2016/19336, K. 2017/11208, T. 21.09.2017. ↩
- Yargıtay 12. HD, E. 2024/24, K. 2024/6492, T. 25.06.2024. ↩
- Yargıtay İBBGK, E. 2019/2, K. 2020/3, T. 20.11.2020. ↩
- Yargıtay 4. HD, E. 2015/15115, K. 2016/1288, T. 08.02.2016; Yargıtay 11. HD, E. 2014/11006, K. 2014/17390, T. 12.11.2014. ↩
KAYNAKÇA
Mevzuat
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (m. 16, 62, 65, 67).
7201 sayılı Tebligat Kanunu (m. 7/a, 10, 12, 13, 21, 25/a, 32).
Yargı Kararları
Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu, E. 2019/2, K. 2020/3, T. 20.11.2020.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, E. 2021/412, K. 2023/271, T. 29.03.2023.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, E. 2015/15115, K. 2016/1288, T. 08.02.2016.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2014/11006, K. 2014/17390, T. 12.11.2014.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2013/31644, K. 2013/38439, T. 03.12.2013.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/28375, K. 2015/2093, T. 28.01.2015.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2014/28984, K. 2015/4175, T. 26.02.2015.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/8791, K. 2015/19120, T. 06.07.2015.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/11954, K. 2015/24540, T. 15.10.2015.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2015/23528, K. 2015/29775, T. 30.11.2015.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/3813, K. 2016/19171, T. 20.09.2016.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/16491, K. 2017/8437, T. 30.05.2017.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/18428, K. 2017/10516, T. 12.09.2017.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2016/19336, K. 2017/11208, T. 21.09.2017.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2019/14252, K. 2020/6527, T. 07.07.2020.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2020/2879, K. 2020/10770, T. 15.12.2020.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/935, K. 2022/7588, T. 21.06.2022.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/9664, K. 2023/2645, T. 13.04.2023.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2022/10584, K. 2023/3129, T. 08.05.2023.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/2339, K. 2024/4218, T. 02.05.2024.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/15, K. 2024/5088, T. 21.05.2024.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, E. 2024/24, K. 2024/6492, T. 25.06.2024.
Kısaltmalar
E.: Esas · HD: Hukuk Dairesi · HGK: Hukuk Genel Kurulu · İİK: 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu · K.: Karar · T.: Tarih · TK: 7201 sayılı Tebligat Kanunu.